✨✨
Selim’den…
Kime kızmalıydım ben? Kimi suçlamalı, kime hırslanmalıydım?
Çocukça korkularım yüzünden melek gibi birinin yanında olamayan kendime mi, beni herkesten kıskanıp sakınırken başka kızlarla rahatça takılan Ömer’e mi, Mikail’e geç kalan Kadir’e mi? Kime ne demeliydim amına koyduğumun yerinde de daha hayatının baharında kanatlarını açıp da fezaya uçan meleğin yüreğimde açtığı yarayı kapatabilmeliydim?
Okuduğum bir kitapta suçlayacak kimseyi bulamazsan tanrıyı suçla demişti bir karakter, böylesi en kolayı diye de eklemişti. Ben de kolaya kaçıp yaratıcıya mı isyan etmeliydim o zaman? Yapılanların sorumluluğunu almadan ‘kader’ diyerek ona mı sıralamalıydım intizar eder gibi gönlümde yatan tüm serzenişleri? Oysa bir kişi gerçekten görebilseydi mermer gibi suratı olan çocuğun halini, şu an belki de bana ‘mavi’ diyerek yemyeşil gözleriyle oyun oynamaya çağırabilecekti beni, yeniden…
Bilinçaltımın nasıl bir oyunuydu bu onu da anlamamıştım üstelik. Kafede karşılaştığım çocukla yatmak istemiş ama yatamamış, üzerine Mikail’in başrolü olduğu sikik bir sahne mi uydurmuştum beynimde? Yeniden unutmaya ihtiyacım vardı. Mavi’ye verdiğim söz, Ömer’in kırgın bakışları ya da bana ne olduğu umurumda olmadan sadece beynimin gerilerinde kalan ve yıkılan duvarla birlikte bir bir üzerime düşen tüm karmakarışık anıların yeniden çektiğim setin arkasına itilmesi, beni rahat bırakması gerekiyordu. Yoksa Kadir’in bahsettiği sahile gidip ben de bir meleğin mavi sandığı ama karanlık olan sulara kendimi bırakacaktım, üzerimdeki yükleri taşıyamadığım için…
Bir bacağımı sabırsızca olduğum yerde sallarken beklediğim adam tam sağımda kalan yokuşu çıkıp yüzündeki iğrenç gülümsemesiyle yanıma geldi. “Akşam akşam, hayırdır?” diye sordu. Bir yandan da cebindeki anahtarla eczanenin arkasındaki depo girişinin kapısını açıyordu, ikinci kez.
“Kes boşu Emre. Hadi.”
Emre kısıkça gülerken kapıyı açıp sağ avucunu ‘buyur’ anlamına gelecek şekilde öne doğru uzatıp bana geçiş iznini verdi. Karanlık deponun ışığını açarken, “İkinci kez bu saatte bana eczane açtırıyorsun. Normalde sabahı beklerdin. Neden dayanamadın, bir şey mi oldu?” dedikten sonra dar merdivenleri benim arkamdan tırmanmaya başladı.
Ona cevap verecek takatim olmadığından sözlerini duymazdan geldim. “Gerçi o zaman bambaşka bir şey istiyordun. Bu verdiğim daha iyi değil mi?”
Cebimde titreyen telefonumu hissettiğim an aklım Emre’nin sözlerinden uzaklaşırken telefonu elime alıp da tamamen kapattım. Ömer’i görecek gözüm de yoktu, onu düşünecek aklım da. Şu an beni evde beklediğini bildiğim babam, hatta bana daha sonra yapacakları bile aklımdaki son şeydi. Kimseler beni görmesin, ben yalnızca kendi kurduğum hayal alemine dalıp ıslak ve kaygan bir delikte küçücük kalana kadar uyumak ve uyuşmak istiyordum.
“Al.”
İkimiz de eczanenin tanıdık koltuklarına otururken Emre, günlerdir yemek yememiş ve önüne sanki dünyanın en lezzetli yemeği konmuş birinin açlığıyla beni izliyordu. Onun da açlığı bir türlü dinmiyordu ama hiç doymaması benim sikimde değildi şu an. Başka zaman olsa kendimi kötü hisseder, bu yaptığımın orospuluktan bir farkı olmadığını düşünür, kendi kendimi yer bitirirdim. Çok zaman orospuların benden onurlu yaşadığını bildiğim gibi… Ben mecbur kaldığımdan yapmıyordum bazı şeyleri, sadece unutmak için ben de kendimi eksiltiyordum sanki günden güne…
Beynimin mantıklı kısımlarından bilinçli zihnime giden sinyaller azalırken Emre, oturduğu tekli koltuktan kalkıp pat diye yanıma oturdu. Ben yanıma oturan adamı sallamadan kafamı koyduğum koltuğun başlığından eczanenin tavanını boş boş izlerken, “Daha iyi misin?” diye sordu.
Kafamı salladım sadece. Bayık bakışlarım onun yüzünde gezinirken o, “Ne istersen yaparım senin için Selim,” dedi. “Başkası bu saatte bana burayı açtıramaz ama sen- Keşke tamamen benim olsan.”
“O dediğin imkansız.” Şu an biri sikik suratıma baksa az önce kullandığım şey yüzünden gözlerimin şaşı olduğunu görürdü ama bu aptal bu halimle bile bana yavşamaya devam ediyordu.
“Biliyorum,” diyerek içini çekti. O da kafasını oturduğumuz koltuğun üzerine yaslayıp benimle birlikte tavanı izlerken, “Zaten istediğim şeyler hiçbir zaman benim olmuyor bu hayatta. Bu da benim sınavım,” dedi.
“Ne istedin ki başka?”
“Sana benzeyen birini. Saçlarınız benziyordu ama onunkiler lüle lüleydi. Bakışlarınız- İkinizin de bakışları aynı. Çaresiz, muhtaç, yardım dilenir gibi… Acziyet dolu bakışlar…”
Söyledikleri kulağıma psikopatça gelirken onun bu sözleri romantik anlamda söylediğini de biliyordum. Hangi insan yardım çığlıkları atan birinin durumundan zevk alırdı ki? Tam tersi insan onun yaralarına üflemek ister, mutlu olsun diye çabalar, sikik bir yardım teklifinde bulunurdu en azından…
Kısıkça güldü. “Kahve ya da kola istemiyorsun artık?”
“O diğerindeydi.”
“Öyle bir şey yoktu biliyorsun değil mi? Tamamen plasebo etkisiydi sendeki,” derken bir kahkaha attı. “Nereden duydun kafeinin L****a’yı daha hızlı kana karıştırdığını?”
Uyuşuk çıkan sesimle birlikte, “Oradan buradan,” dedim umursamazca.
Başını yasladığı koltuktan bana doğru döndürüp, “O zaman ödeme vakti?” dedi iğrenç sırıtışı yüzüne iyiden iyiye yayılırken. Kafamı sallayıp bittikten sonra kesip atmak istediğim sağ elimi ona doğru uzattım. Ne yapacaksa kendisi yapabilirdi, yıllardır olduğu gibi… Ben görmeye bile katlanamadığım şeyi yapıyor oluşumun verdiği dilemmayı yine görmezden gelerek gözlerimi kapattım.
Her zaman olduğu gibi fermuar sesi kulaklarımı doldurmazken uzattığım elimi iki elinin arasına aldı. Ben gözlerimi açıp da ne yaptığına bakmaya fırsat bile bulamamıştım ki o ellerinin arasındaki elimi dudaklarına götürüp de öptü. “N’apıyorsun lan?”
“Ödemeni başka şekillere mi çevirsek Selim artık?” dedi dudaklarını yalayarak. “Benim olsan? Ben dayanamıyorum sana artık, durduramıyorum kendimi lan. O sikikten daha güzel severim seni, elinden tutar herkese de sevgilim bu benim derim.”
Uyuşan beynimin izin verdiği kadarıyla elimi ellerinin arasından çektim. Bir akvaryumun arkasından bakıyor gibi hissederken kulaklarım bile zar zor seçiyordu söylediği sözleri. “Ben Ömer’e aşığım, biliyorsun.”
Kaşlarını çatıp, “O sana, sen ona, herkes birine aşık siktiğimin yerinde. Amma nazlısınız amına koyayım. Benim neyim var da sevmiyorsunuz lan?” dedi.
“Ne anlatıyorsun amına koyayım sen? Yıllardır Ömer’e aşığım lan ben. Oturup anlatmadım mı sana bir gece sabah kadar. Anlayışla dinlemedin mi beni? Benim başkasına yanık olduğumu bile bile aldıklarımı ödeyemeyince el muamelesi isteyecek kadar zavallı bir adamdan hoşlanacağımı düşünmedin herhalde? Siktir git Emre,” dedikten sonra güçlükle de olsa oturduğum koltuğun kenarından tutunup ayağa kalkmaya çalıştım.
Bir hışımla yerinden kalkıp, “Nereye?” diye sorarken beni kolumdan tutup yeniden kalktığım yere oturttu. “Bırak lan, gideceğim.”
“Ödemeni yapmadın gülüm. Ama bu kez başka türlü olacak ödeme. Kibarlıktan anlamıyorsun sen, tıpkı onun gibi. Zorla olunca hoşunuza gidiyor ama.”
Kafamı sol omuzuma eğip bana doğru yaklaşan adamın dediklerini anlamaya çalıştım. Israrla siz demesinin altındaki mantığı kavrayamasam da üzerime doğru eğilmeye başladığında az da olsa hâlâ benimle olan mantıklı tarafıma güçlükle tutunup, “N’apıyorsun lan?” dedim bağırarak.
“Tahsilat.”
“Orospu çocuğu, sikerim seni,” desem de kanıma karışan uyuşukluk yüzünden parmaklarımı bile oynatacak gücü kendimde bulamıyordum.
Yüzünü yüzüme yaklaştırıp, “Zoru oynamaya bayılıyorsunuz. Ama elinizden bir şey gelmediğinde gözlerinizin içindeki bu çaresizliğe bayılıyorum,” derken üzerimdeki tişörtün ucunu tutup yukarıya doğru kaldırmaya başladı. “Yeşile de çok yakışmıştı Selim, şimdi maviye de yakışacak. Delirtiyorsun sen de beni, her gece seni düşünüyorum. Yetmiyor bana artık, her şeyinle benim yapacağım seni.”
Ben, normal zamanda ebesini sikeceğim adamı uyuşuklukla güç bela üzerimden iterken ağzımdan çıkan küfürlerin de bilincinde değildim. Orospu çocuğunun tipine şekline bakmadan girdiği haller beni delirtirken yeniden kolumdan tutup da bu kez beni yerimden kaldırıp eczanenin ortasındaki kanepeye fırlattı.
İlk kez, yirmi iki yaşında çaresizliğin aslında ne olduğunu anlıyordum sanki. Başıma gelen şeyler bir bir zihnime düşerken hiçbir şeyin gözlerindeki saf kötülükle benim üzerime oturan adamla boy ölçüşemeyeceğini düşündüm. Bir çift elanın içindeki kırık bakışlar zihnime düşerken sol taraftaki küçük sehpanın üzerinde duran bıçağı seçti gözlerim. Medet umar gibi bıçağa doğru attım elimi. Boynumdaki ıslaklık midemi bulandırırken titreyen elimle bıçağı kaldırıp tam omuzuna yönlendirmiştim ki bir hamlede bıçağı elimden kaptı.
“Ben de çok severim can acıtmayı Selim. İşte bu yüzden tam bana göresin.”
Şerefsizin yaptığım hamleden anladığı şeyin hayretiyle onu üzerimden itmeye çalışırken gücümün yettiği kadar art arda rastgele vücuduna vurmaya başladım. Bir yandan ağzımdan eksik olmayan küfürleri yeniden sıralarken merdivenlerden birinin çıktığına dair ayak seslerini işitmemle tam kaburgalarımın ortasında, karnımın içinde hissettiğim keskin acıyı duyumsamam aynı anlarda oldu.
Emre, bir çırpıda üzerimden kalkıp elindeki kanlı bıçağa bakarken ben elimi bastırdığım karnıma görmeyen gözlerle bakıp kafamı salladım. Buraya kadardı demek. Zihnim hâlâ tozlarla kaplıyken bu kez de yeşil gözlerin bana içi titreyerek baktığını gördüm, bir deniz kenarında. Elini bana uzatıyor, “Hadi gel, kimseler görmeden sadece ikimiz oynayalım,” diyordu.
O, denize doğru giderken ben çıplak ayaklarımın altındaki kumsalın üzerinde durarak onu izliyordum sadece. Ayaklarımın neden çıplak olduğunu da anlayamamıştım bir türlü ya neyse…
“Gelsene mavi. Burada sadece ikimiz olacağız.”
“Ela da gelsin. Onsuz olmaz.”
“Senin ırzını iffetini yedi sülaleni sikerim orospu çocuğu,” diyen tanıdık sesi işittiğimde aynı zamanda sesin geldiği yerden yayılan içki kokusu burnuma doldu. Bana doğru, “Kalk lan sen de,” dedikten sonra bir eliyle bana destek verip ifadesiz bir yüzle bize bakan Emre’ye döndü yeniden. “Seninle hesaplaşacağız amına koduğumun puştu. Bekle sen.”
“Bunun uyuşturucu kullandığını tüm mahallenin duymasını istemiyorsan o sikik sesini kes Kadir. Kardeşinin orospu olduğu dillerdeyken bu ibnenin bir de uyuşturucu kullanması? Harika bir dedikodu.”
Kadir, belimdeki elini yeniden yerine yerleştirip ellerinden kayıp giden beni daha sağlam tutmaya çalışırken, “Bununkine neden deli Ömer dediklerini unutmuş gibisin yarağımın başı,” diyerek beni merdivenlere yönlendirdi. “Delinin yanına bir de manyak Kadir’i ekle hele sen orospu çocuğu. Kanını siktiğim, bekle sen.”
Kadir, beni yavaş yavaş yürütürken ben elimi karnımdaki yaraya bastırıp, “Teşekkürler,” dedim. “Gelmesen beni-“
“Seninle sonra hesaplaşacağız amına koduğumun mal Selim’i. Dua et yıllardır seni izlediğim için buraya geldiğini biliyorum, bilmesem- Neyse.”
Midemdeki bulantıyı görmezden gelerek, “Kadir, Ömer’e götürme beni, yalvarırım. Beni böyle görmesin,” dedim.
“Sende sike sürülecek akıl olsaydı Emre piçiyle gecenin bir yarısı aynı yerde olmazdın. Yürü.”
Ben canımın acısıyla yüzümü buruşturunca, “Bir şeyin yok lan, nazlanma puşt gibi,” dese de beni kendi standartlarında narince yürütüp mahallenin içindeki hastaneye doğru ilerlemeye başladı. Ben onun beni nereye götürdüğünü anlayınca panikle yüzüne doğru bakıp, “Hastane olmaz Kadir,” dedim beni anlamasını umarak.
“Yediğin bok yüzünden mi?”
Uyuşukça, “Evet,” dedim yıllardır beni izlediğini az önce itiraf ettiğinden bunu da bilmesine zerre şaşırmamıştım.
“Ya daha beter olursa?”
“Olmaz bir şey ama hastaneye götürme,” diye yalvarır gibi gözlerinin içine baktım. Ezelden beri ağzıma sıçan adama yalvarmak da koymuyordu şu düştüğüm halin yanında. Ben zaten ulaşabileceğim en dip noktaya varmış, o olmasa belki de bir daha uyanamayacak şekilde bir ölüm uykusuna yatmıştım bile.
“Gelmiyorsun yine, peki.”
Zihnimdeki zaman, mekan, yer algısı iyiden iyiye birbirine girerken karnımdaki acı da yerinde olmayan aklıma eş keskinleşti. İnsanın canı nerede yanıyorsa kalbi de orada atıyordu sanki ama benim kalbim hâlâ Ömer’in ela gözlerinde atıyor olmalıydı ki şu an, başım dönerken bile Ömer’in bu aciz halimi görmemesini diliyordum. Gözlerimin önündeki görüntüler birbirine karışırken her bir renk bir çift ela gözün rengiyle yer değiştirdi. Bilincim de algım da tamamen kapandı, sonrası tüm renkleri içine çeken karanlıklardan bana kalan siyah oldu…
✨✨
Okuyan gözlerinizden öperim 🫶🏻✨
Gidelim Verve 💙