✨✨
Ömer’den…
Kararlı adımlarımı içimdeki öfkeyi bastırabilmek adına sertçe atarken karşımda bazı şeyler için geç kalmış olsa da anneliğinin verdiği çaresizlikle beni bile yumuşatarak ağlayan kadına ve boncuk gözleri sanki içi boş bir mezar misali çevresindekileri görmeden yalnızca bakışları etrafa değen adama doğru ilerledim.
Selim’in yanından çıktıktan sonra Hamit amcayı aramış, durumu ona da kısaca bir özet geçtikten sonra hastanede olduğumuzu söylemiştim. Tüm bunları içimdeki tarif edilemez duygularla nasıl yapmıştım ben de bilmiyordum ama onların hâlâ oğullarına bir parça da olsun değer verdiklerini görmek birazdan yapacağım konuşma konusunda beni cesaretlendiriyordu.
Hoş onlardan olumsuz bir yanıt da alsam diğer herkes gibi onları da takmadan aklımdakileri bir bir yapacağımı biliyordum. Bundan sonra bu Ömer’e herkesin alışması gerekiyordu, Selim’in bile.
Yıllarca, özellikle annem ve babamın ölümünden sonra aile yerine koyduğum, beni bir gün bile diğer iki evladından ayırmayan tanıdık yabancılara bakarken kuru bir, “Merhaba,” çıktı ağzımdan.
Küçük bir masanın önündeki sandalyenin ucuna eğreti şekilde oturan Zeliha teyze, “Gel oğlum,” dedi yanındaki sandalyeyi rahatça oturabilmem için geriye doğru çekerken.
Gözlerim anında Hamit amcaya ilişti. O, oturduğu yerden mahcup bir ifadeyle bana bakarken ben, “Çay alayım mı? İçer misiniz?” diye sordum.
İkisi de beni reddedince derince bir nefes alıp yapacağım zor konuşmaya pat diye girmek adına, “Şimdi size olacakları anlatıyorum,” dedim. “İster bana kızarsınız, ister bizim yanımızda olursunuz, isterseniz de bizi reddedersiniz. Bunca zaman bana çok hakkınız geçti, özellikle de annemlere olanlardan sonra,” diyerek boğazımdaki yumrunun geçmesini diler gibi bir kez yutkundum. “Ama oğlunuzun göz göre göre ölüşüne sessiz kalmazsınız diye düşünüyorum.”
Zeliha teyze gözlerinden yanaklarına doğru akan incecik bir ip misali yaşlarla bana bakıp, “Doktor dedi, hap mı içiyormuş Selim? Normalde söylemeyeceklerdi ama-” derken boğazından gelen hıçkırıkla omuzları sarsılarak ağlamaya başladı.
“Evet,” dedim sertçe. “Yalnız burada suçlu o değil. İlla birine suçlu hükmünü vereceksek faturayı ona değil kendimize kesmeliyiz. Bunca zaman her şeyle tek başına savaştı. Biz onun yanında olmayı bırak, ne hâlde olduğunu göremedik bile.”
Hamit amca sessizce başını öne eğerken onun da bir gecede beş yaş yaşlanmış gibi durduğunu fark ettim. İki evladıyla sınandığını düşünüyor, ne yapacağını bilemiyor olmalıydı. Yine de her ne olursa olsun evladının yanında olması gerekiyordu, ikisinin de.
Ailelerin çocuklarını koşulsuzca sevdiği de bu dünyadaki pek çok palavra gibi yalandı. Bana göre asıl çocuklar ailelerini koşulsuz, şartsız seven taraftı. Aileler her daim onlardan en iyisini bekliyordu, en mükemmelini, en doğrusunu… Hem de hiç hata yapmamalarını isteyerek. Oysa hata yapmadan nasıl öğrenilirdi ki doğru yaşamak?
Aklımdaki düşüncelere eş yeniden derince bir nefes aldım. Doğrudan Hamit amcanın gözlerinin içine bakarken, “Hamit amca Selim benimle kalacak bundan sonra. Tedavi olacak, ha tedavi sonrası alacağı terapi ömürlük. Haberiniz olsun,” dedim. İkisi de bana hayretle bakarken kafamı olumsuz anlamda sallayıp Selim’in çok uzun olan yolculuğunu da onun her daim dimdik yanında olacak olmamı da sonra düşünmeye karar verdim.
“Bundan sonra benimle, hayat arkadaşıyla yaşayacak,” diye de ekledim cebimdeki kararlılığa yeniden tutunarak. Artık bazı şeyleri onlara açık açık söylemezsem onlar inkâra devam edecek, bizi kabullenmemeyi kendilerine bir ödev bileceklerdi sanki.
“Sana göre doğru yanlış ben bilmem ama bu gece oğlunun başına gelenleri sana anlatmayacağım, çünkü ben bile hazmedemedim hâlâ.” Aklımda Kadir’in anlattığı sahneler bir bir oynarken masanın altındaki yumruklarımı sıktım. O şerefsize neler yapacağımı Selim’i iyileştirdikten sonra itinayla düşünecektim elbette. Benim kıyamadığım adama dokunmanın, onu zehirlemenin ne demek olduğunu o da acı tarafından tadacaktı.
“İstersen görmezden gel arkadaş say bizi, istersen de kabullen. Ama ne olursa olsun oğlunun yanında dur, insan babasız kalınca çınarsız kalırmış. Onu böyle kuru dalların altında bir başına güneşin alnında bırakma. Haftalardır belki sizin gönlünüz olur diye yalvarmama rağmen benimle gelmedi, düşünün sizi ne kadar çok seviyor. Onu artık arada bırakmayın, gerekirse gözünüzün önünde olmayız. Gideriz buradan.”
Zeliha teyze telaşla gözlerini bana dikip, “Olmaz,” dedi. Hamit amcaya kaçamak bir bakış attıktan sonra kendi iç hesaplaşmasında ne yaşadıysa, “Ben bir evladımı kaybettim. Orada, hastanede yatıyor ama içi boş bir kabuk bakıyor etrafa. Selim’i de kaybedemem. Burada, yanımda kalın oğlum ne olursun,” diyerek ellerimi tuttu. Yalvarır gibi bir sesle, “Hep birlikte taşınırız gerekiyorsa, siz yine beraber oturun. Ne olursanız olun kabulümsünüz bundan böyle. Ama oğlumu benden uzağa götürme Ömer. Sen de benim bir oğlumsun, nasıl isterseniz öyle olsun ama benden koparmayın onu,” dedi saatlerdir akıttığı gözyaşları yine yanaklarına süzülürken.
Ben ağır ağır kafamı salladıktan sonra Hamit amcaya baktım. O, elleriyle yüzünü ovuşturup çöken omuzlarından bile belli olan yorgunluğuyla, “Siz nasıl derseniz öyle olsun. Bir yerde yanlış yaptık biz, nereden dönersek kârdır diyelim. Allah affetsin, bundan böyle ben ne desem boş. Bana evladımı bağışladı Rabbim şükürler olsun, artık siz nasıl derseniz,” diyerek ağzından çıkan sözlerin ağırlığını bilir gibi kalkıp gitti masadan.
Ben gözlerimi masaya dikip de sanki yılların yorgunluğunu bir nefeste atmışım gibi rahatlarken Zeliha teyze bir kez daha ellerimi avuçlarının arasına aldı. “İyi olacak mı?”
“Olacak tabii. İçinde bir şeyler kırılmış, koparılmış Selim’in Zeliha Sultan. Bize göstermeden kendi kendine neler yaşamış, yıllarca. Bundan sonra ondan koparılan cıvıltıyı yeniden yerleştirmek düşer bizlere. Yanında olacağız, bunca zaman yaşadıklarının aksine bundan sonra hiç yalnız hissetmeyecek. Ama sen de Hamit amca da bana yardım edeceksiniz tamam mı?”
“Tamam oğlum, sen ne dersen o. Yeter ki oğlum bir daha o zıkkıma bulaşmasın.”
Avuçlarının arasındaki ellerimden birini çekip bu kez de ben elini tuttum onun. “Dert etme kendine, Selim ne kadar güçlüdür bilirsin. Şimdi iki hafta ilaçlı tedavi görecek, sonra terapi. Merak etme sen. Yeniden salatalık kemirecek o masmavi gözleriyle seninki.”
Zeliha teyze bana bakıp, “Çok seviyorsun onu,” dedi. “Onu anlatırken bile gözlerin parlıyor. Ben nereden bileyim oğlum erkeğin erkeği bu kadar sahici sevdiğini? Görmedik biz, ayıptır, günahtır, haramdır dediler hep. Sapıklık dediler,” diyerek başını öne eğdi.
“Çok seviyorum oğlunu sultanım, sana anlatmaya kalksam kelimelerim yetmez onu nasıl sevdiğimi. İsteyen bana ahlaksız desin, isteyen de günahkâr… Yeter ki Selim benimle olsun, ben cehenneme de razıyım. Hem belki çiçeğimi çikolatamı alır gelirim onu sizden istemeye. Ne dersin? O da bana tuzlu kahve yapar.”
İlk kez yüzünde sahici bir tebessüm belirirken, “Siz birlikte mutlu olun, Selim’im iyileşsin de,” dedi gözleri yeniden dolarken.
Oturduğumuz masadan Zeliha teyzenin elini öpüp de kalktım. “Hadi sizi eve bırakayım ben. Biraz dinlenin.” Bana gitmek istemez gibi bakınca da, “Ben başındayım aklın kalmasın. Hem küçük bir çanta yapar getirirsin yarın buraya. Başlar senin oğlun şimdi diş fırçam nerede diye ağlamaya. Başıma ekşimesin şimdi,” dedim.
Zeliha Sultan’la birlikte taksiye doğru ilerlerken yapılacaklar listemdeki maddelerden en önemlisinin üzerini çizdiğim için göğsümü saran zincirlerden birinin de üzerini karaladığım satırla birlikte kırıldığını hissediyordum. Uyusam belki de günlerce kalkamayacak kadar yorgundum şimdi ama içeride beni beklediğini, soluma yatmadan uyuyamadığını bildiğim adam için biraz daha dayanmalıydım.
O, benim yolumu tek başına beklerken benden daha fazla yorulmuş olmalıydı. Onun saçları tam kalbimin üzerinde dağılırken onu göğsümde dinlendirmek, kendim de ondan gelen büyülü kokuyla huzurla uyumak için bir an önce yanına dönmek istiyordum.
Bundan sonra sikik iki sevgilinin sıradan hayatını ona sunmak için elimden gelen her şeyi yapacaktım, saçlarından güneş doğan, gözlerinden masmavi okyanuslar yansıyan, benim gecemi güne çeviren sevgilim için…
✨✨
Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻
Gidelim Verve 💙