Bölüm 33: Senin Gibi Değildi Hiçbir İlaç

✨✨

“Sen döndüğümüzde Nurcihan’a gideceksin değil mi?” diye soran Ömer’e doğru kafamı olumlu anlamda sallayıp, buhar çıkan suyun içinde olduğum yerde ters dönerek ellerimi havuzun kenarındaki çıkıntıya koyup gözlerimi de Ömer’in sular damlayan vücudunda gezdirdim. Şerefsiz, o kadar güzeldi ki insan bakmaya doyamıyordu.

“Kaç aylık hamile?”

“Doğurmak üzeredir, bilmiyorum ki. Anlamam o işlerden ama yedi-sekiz oldu.”

Sıcacık suların arasında bir hamle yapıp da yanıma gelirken, “Lan sen yedi aylık doğdun diye herkesi kendin gibi erken doğacak sanıyorsun mavi boncuğum. Normalde doğum dokuz ayda oluyor,” dedi bilmişçe.

“Geçmiş hayatında ebeydin herhalde.”

Yüzüme hayran bakışlar atıp söylediklerimi duymazdan geldi. Elini saçlarıma çıkarıp ıslak saçlarımı geriye doğru parmaklarıyla tararken, “Senin çocuğun olsa-” dedi.

“Günlerdir içimdesin, böyle giderse ilime bilime kafa atıp ben de vereceğim kucağına bir bebe.”

“Lan hayali bile yükseltti beni. Senin amına koyayım ben Selim. Maviş maviş bakan bir kız,” diyerek dudaklarını ısırıp kafasını salladı. Gerçekten bunun hayalini kuruyordu şu an benim deli sevgilim.

“Hiç çocuğumuz olmayacak biliyorsun değil mi?” diye sordum.

Ben gözümü Ömer’le açmıştım, bir Ömer’i görmüş, bir onu bilmiştim. Ama onun başkalarıyla şansı vardı benim aksime. Aşk bencillik deseler de insan sevdiğinin yıllarca kurduğu hayalini bir kez ondan dinleyince yine de bencil olan tarafını bir kenara bırakıp bazı şeylerden emin olmak istiyordu. Ben de sorarken bunu düşünmüş, Ömer’in hiçbir zaman baba olamayacağını ona hatırlatmayı, ondan da beni rahatlatacak sözler duymayı istemiştim sanki.

“Biliyorum sevgilim. Bana bir ömür sen yetersin, gerisini konuşmamıza bile gerek yok,” diyerek dudaklarıma uzanıp, günlerdir öpülmekten hassaslaşan deriyi dudaklarının arasına çekti. Öpücüğü derinleştirmesine fırsat vermeden dudaklarına hızlıca küçük bir öpücük kondurup, “Eminsin değil mi?” diye sordum.

Canına yandığımın ela gözleri aşkla bana bakarken, “Konu bile değil bu Selim. Sadece seni istiyorum ben. Senin olmadığın bir hayatı hayal ederken bile içim sıkılıyor, kalbim ağrıyor. Kapat bu konuyu. Sadece sen ve ben,” dediği an keşke biraz daha güçlü olabilseydim diye düşündüm.

Eğer biraz daha güçlü olabilseydim şimdi onu kucağıma alır, bacaklarını belime sarar, yatağa götürür, saatlerce altımda ağlatırdım ama hâlâ çok zayıftım.

Bunun yerine elini tutup onu havuzun dışına çektim. Üzerimizden akan sular önce havuzun yanındaki çimenlerin, daha sonra evin içindeki ahşaptan yapılma parkelerin üzerine damlasa da bununla ilgilenmeden şaşkınca beni takip eden sevgilimi merdivenlerden yukarı çıkararak iki günlük yatak odamıza doğru yönelttim.

“Ömer,” diyerek ona olan içimdeki tüm hisleri anlamasını diler gibi gözlerine baktım. İsmi dudaklarımdan nasıl döküldü bilinmez ama o da bana doğru yaklaşıp, “Selim,” dedi.

Söylediği tüm aşk sözcükleri bir yana, adımı kalbinden gelerek söylüyor olması bile yatağa oturup da saatlerce ağlamak istememe neden olurken, ‘Demek ben de böyle söylüyorum onun adını,’ diye düşünmeden edemedim. Hangi yıldızdan düşüp de yanıma gelmişti bu adam bilmiyordum ama iyi ki de gelmişti.

Elleri belimi bulurken, “Senin için hazırlanmıştım bebeğim,” dedi. Daha sonra bana doğru bir adım atıp aramızdaki mesafeyi kapattı. “Bilmek istersin belki,” diyerek dudaklarımın üzerine fısıldadı.

Üzerinde sadece havuza girmek için giydiği şort vardı. Bakışlarım günlerdir benimle tek beden olan ama yine de benim ona doyamadığım adama takılırken geniş omuzlarının aksine ince belini, karın kaslarını, sıkı göğsünü süzüp elimi de yıllardır zaafım olan bel gamzesine attım. “Çok az kaldı. Sonra seni kucağımda-” diyerek yıllardır su içmemiş birinin bir bardak suya muhtaç kalması gibi dudaklarına kapandım.

Ellerim bel gamzelerini okşarken üst dudağını emdiğim adamın ağzının içine dilimi yollayarak damağında bir yol çizdim. Dilim damağına değdiği an tüm vücudunun titrediğini hissettim. Ömer’in benim dokunuşlarıma olan hassaslığı beni içten içe daha da yükseltirken parmaklarımdan birini şortunun iç kısmına takıp onu tam arkamızdaki yatağa çektim.

Bir elimle göğsüne bastırıp arkasındaki yatağa ittiğim adamın gözlerindeki haylaz parıltılar beni ona daha da aç yaparken birazdan yılların hayaliyle onun içinde olacak olmam fikri ellerimin titremesine neden oldu. Tek hamlede altındaki şortu çıkarıp şimdiden yarı erekte olmuş penisine iştahla bakarken dudaklarımı yaladım.

Ama bu işi ne kadar uzatabilirsem o kadar uzatacaktım. Ömer altımda tüm iştah açıcı görüntüsüyle uzanırken ben geçmişte zaman zaman onu bu şekilde hayal ettiğimden utandığım anlara kavuşup da vuslata erdiğim için altımdaki adamın her bir zerresinin keyfini sürecektim. Bir çırpıda altımdaki şortu sıyırıp odada bir yere fırlattım.

Ben kasıklarının üzerine otururken dudaklarını ısırıp tüm kontrolü bana bırakan adamın ellerini tutup başının üzerinde birleştirdim. Gerçek Selim’in kim olduğunu yatakta da ona göstermemin zamanının geldiğini düşünüp hırsla dudaklarına kapandım önce. Dudaklarının birleştiği çizgiyi boydan boya yalayıp alt dudağını ısırdım. Dilimi ağzının içine gönderirken elimi de meme ucuna atıp parmaklarımın arasında çevirmeye başladım.

Ağzından dudaklarımın üzerine doğru kaçan inleme kulaklarımı kutsarken, “Daha yeni başlıyoruz yavrum, böyle inlersen işimiz kısa sürer,” diyerek belirgin çene kemiğini dişlerimin arasına alıp ısırdım. Yarına benden bir iz kalacak olması fikri içimdeki ilkel yanı tetiklemişti bile çoktan.

Dudaklarımı teninden kaldırmadan boynuna ilerleyerek bu kez de boynundaki ince deriyi küçük küçük öpmeye başladım. Boynu ve göğsü hassas bölgesi olduğu için aynı anda ikisiyle de uğraşıyor olmam, elimin arasındaki ellerini kurtarmaya çalışmasına neden olsa da ona izin vermedim. Zamanında yaptığı tüm o hareketlerin intikamını alacaktım bugün sevgilimden.

“Bugün ben ne dersem o bebeğim.”

“Amına koyarım senin Selim, sana dokunmam gerek.”

“Ben izin verdiğim zaman dokunursun.”

Az önce parmaklarımın arasında olan küçük tepeciği bu kez de dudaklarımın arasına alırken Ömer yaşadığı hazzın getirdiği refleksle bacaklarını kapatmaya çalıştı. Bacaklarının arasında ben olduğum için altımda daha fazla kıvranan adamın bu haline ısırdığım teninin üzerinden gülerken diğer memesine doğru dudaklarımı sürüdüm.

“Sikeyim seni Selim.”

“Sıra var yavrum, bekle.”

Daha sonra tam kasıklarının üzerine doğru ilerlettiğim dudaklarımla tenini damağıma çekmek ister gibi olduğum bölgeyi derince emince bir hamlede ellerimden kurtulan Ömer, ellerini saçlarımın arasına attı. Saçlarımdan çekerek başımı yukarı kaldırdı. Tam gözlerimin içine bakıp, “Oynama artık,” dedi nefes nefese.

“Ne istiyorsun ki?”

“Ağzına al.”

“Daha bir şey yapmadım,” diyerek elimi penisine attım. Tam başının ucuna baş parmağımı yaslayıp olduğum yeri dairesel hareketlerle okşadım. “Çok sabırsızsın.”

“Sabrını sikerim senin.”

Zamanında bana söylediği sözleri ona yeniden hatırlatmak ister gibi, “Seni de, kirli ağzını da sike sike yola getireceğim Ömer,” dedim.

“Kincisin lan sen.”

Ona cevap vermek yerine elimdeki penisini kökünden ucuna kadar gözlerinin içine bakarak yaladım. Yaptığım hareketle yukarı kalkan kalçasını yatağa yeniden bastırabilmek için göbeğine baskı uygularken penisinin başını ağzıma alıp az önce elimle yaptığım gibi dairesel hareketleri bu kez dilimi kullanarak yapınca Ömer derince inledi.

Kendime dokunmadan, sadece onun inlemeleriyle bile gelebileceğimi düşünüp penisinin tamamını ağzıma almaya çalıştım. Boğazımın derinliklerine kadar girmesine rağmen, hâlâ dışarıda kalan kısımları da elimle çekerek onun zevkinin yarım kalmaması için eş zamanlı hem onu yalıyor hem de ellerimi kullanarak tüm penisini sarmaya çalışıyordum.

Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra elimdeki penisini dışarı çıkardığım dilime birkaç kez vurup bayık bayık bana bakan adama doğru dudaklarımı ısırarak, “Çok lezzetlisin. Ama tadına bakmam gereken başka yerlerin de var,” dedim.

Hâlâ az önce ağzımda olduğu için zevkten gözleri yaşaran sevgilimi tek hamlede doğrultup onun uzandığı yere boylu boyunca kendimi sırt üstü attım. “Üzerime yat.”

Ne yapmak istediğimi anlamış gibi, “Senin içinden ne çıktı lan?” dedi.

“Bu daha başlangıç demiştim sana.”

Ömer, yüzü benim penisime denk gelecek şekilde üzerime uzandığında onun kalçası da benim tam gözlerimin önündeydi. O beni ağzına alırken ben de önce penisini yeniden ağzıma aldım. Bir yandan onun sıcak, dar ağzının keyfini sürerken diğer yandan testislerini sırayla ağzımın içine derince çekip onun penisimin üzerine doğru inlemesine neden oldum.

Elleri iki yanından yatağa yaslı, oradan destek alarak üzerimde uzanan adamın ellerini birden tutup kendi belinde birleştirdikten sonra sıkı sıkı bileklerinden kavradım. Belimden aldığım kuvvetle kalçamı yukarı aşağı oynatarak kendimi onun ağzının en derinliklerine hızlı ve sertçe kaydırırken onun dudaklarından çıkan ıslak sesler beni daha da tahrik ediyordu.

Ağzından akan salyalar benim hızlı hamlelerim yüzünden penisimin üzerine damlarken ne kadar kirli oynadığımız umurumda bile değildi. Şu an beni ilgilendiren tek şey, Ömer’in neredeyse gırtlağına kadar soktuğum ve beni delicesine bir zevke sevk eden penisimdi.

Birkaç dakika daha onu bileklerinden tutup ağzının içinde gidip geldikten sonra ellerini serbest bırakıp kontrolü yeniden ona vererek dudaklarımı, gözlerimin önüne bir seyir zevki misali serili olan sıkı kalçalara bastırdım.

“Şerefsiz, sen benim iliğimi kemiğimi kurutursun,” dese de elindeki penisimi çekmeye devam ediyordu.

Tam testisleriyle deliğinin arasında kalan düz kısmı boydan boya yalayıp dilimi de deliğinin üzerine getirmişken, “Planım bu yönde. Sen nasıl beni her yerde siktiysen, ben de seni öyle sikeceğim Ömer. Bana birkaç hafta ver, o zaman kirli olmak nasıl oluyor sana öğreteceğim,” dedim.

Sözlerim biter bitmez kalçasını iki yana ayırıp dudaklarımı tam deliğinin üzerine bastırdım. Şerefsizin neden saatlerce banyoda kaldığını şimdi anlıyordum. Havuza girmeden, “Ben duşa gireceğim,” diyerek saatler süren bir duş keyfi yapıp beni de çıldırtmıştı ama bunu da benim için yapıyor oluşu Ömer’i evire çevire sevip altımda zevk gözyaşlarıyla kıvranmasını izlemek istememe neden oluyordu.

“Lan yapma.”

“Sevgilinden utanma bebeğim, her yerinin tadını almam lazım demiştim.”

Dilimin ucunu sivriltip bu kez de az önceki yalamalarım yüzünden yumuşayan pürüzlü deliğin içine sokarken Ömer ellerinin altındaki çarşafı sıkarak öylece duruyordu. Ömründe yaşadığı en mahrem anını şu an bana sunuyor oluşunun bilincinde ona daha fazla zevk vermek isteyerek elimle de ters dönmüş ıslak penisini okşarken Ömer, “Selim geleceğim, dur artık,” dedi.

“Kucağımda gelmelisin, sen de bunu istiyorsun değil mi?” diyerek onu tek hamlede çevirip yatağa bastırdım. Yeniden üzerine çıkıp ikimizin de hâlâ ıslak olan dudaklarını birleştirdikten sonra komodinin üzerindeki neredeyse yarıya inmiş kayganlaştırıcıyı alıp hızlıca parmaklarımın üzerine döktüm.

Onu öperken işaret parmağımı girişine dayayıp yavaşça içine doğru kaydırdığım anda onun inlemesiyle ben de inledim. “İnleme amına koyayım.”

“Lan parmağın içimde n’apayım başka?”

İkinci parmağımı da diğerinin yanına ekleyip yana doğru parmaklarımı hareket ettirerek onu genişletmeye çalışırken tüm yüzünü öptüm. Canı yanıyor olmalıydı. Canının yanmasını şu an bile istemezken öpücüklerimin onu şifalandırmasını isteyerek birer kez de gözlerinin üzerini öptüm.

“Hazır mısın?”

“Sok artık.”

Gülümseyerek elime biraz daha kayganlaştırıcı döktüm. Onun gözlerinin içine bakarak birkaç kez kendimi çektim. Yükselmiş bakışlarıyla tüm bedenimi süzüp, “Görüntüye bak amına koyayım,” deyince bir elimi tam başının hizasına yaslayıp diğeriyle kendi penisimi tutarak yavaş yavaş onun içine doğru kaydım.

Sıcak duvarları beni sıkıca sararken hayatımda yaşamadığım bir ilki yine onunla yaşıyor olduğum için şanslı saydım kendimi. Bu hissi birilerine anlatmak istesem anlatamam, oturur sadece ağlardım. Kelimeler ağzımdan bir yol bulup da çıkamazdı.

Tamamen içine yerleştiğimde doğrulup canına yandığımın gözlerine bakarken onun da zevkten göz pınarlarında yaşlar biriktiğini gördüm. Onu bu hale getirenin ben olduğumu bilmek yine kontrolümü kaybetmeme neden olurken güçlükle, “İyi misin sevgilim?” diye sordum.

“İyiyim, hareket et.”

Yavaş yavaş içinde hareketlenirken bir yandan da dudaklarına sakinleştirici öpücüklerimi bırakmayı ihmal etmiyordum. Günlerdir benim olduğum pozisyonda şimdi o olduğu için zevkten önce gelen acıyı da en iyi ben bildiğimden öpüşlerimin onu yatıştırmasını istiyordum. Rastgele vuruşlarım en sonunda onun gözlerinin kocaman açıldığı bir noktaya temas ettiğinde, “Buldum,” diyerek biraz daha hızlandım.

Ömer, ellerini benim meme ucuma atıp çekiştirirken ben de iz kalacağını bile bile boynunu emmeye, ısırmaya, ısırdığım yerleri de yalamaya devam ettim. Bir süre yavaş ama sert ritmime devam ederken onun benim adımla inliyor oluşu beni mahvetti. Hızlıca yerimizi değiştirip onu üzerime alırken daha da derinlerine giren penisimle birlikte, “Selim,” diyebildi sadece.

Elleri göğüslerimde, oradan güç alıp da üzerimde inip kalkarken, “Adımı söyle Ömer. Seni kim zevkten ağlatıyor ikimiz de bilelim,” diyerek hafifçe doğrulup penisinin ucunu ağzıma aldım. O üzerimde kalkıp inerken ben de yetişebildiğim yere kadar penisini emiyor, Ömer’in de benim de inlemelerimiz birbirine karışıyordu şimdi.

Ellerimi birden beline atıp onu olduğu yerde durdurdum. Hızlı hareketlerle sadece belimi oynatarak üzerimde oturur gibi duran adamın içine doğru vuruşlarımı yaparken o dizlerinin üzerinde durup kalçasını hafifçe dışarı çıkararak omzumu ısırmaya başladı.

“Senin beni genişlettiğin gibi ben de sike sike seni genişleteceğim Ömer,” diyerek saniyede bir tüm penisimin tamamını içine sokup çıkarmaya başladım. Acımasız ritmime, söylediğim sözlere yalnızca, “Senin yine ağzın çok bozuldu bebeğim,” diyerek yanıt verdi. “Bacakların en çok benim belime yakışıyor, unutma.”

“Sen de benim kucağıma çok yakıştın.”

Bu hazzı sonsuza kadar hissetmek ister gibi kucağımdaki adamı yatağa doğru itip bir bacağını dizinden kırarak yeniden arkasına geçtim. Hızlıca benim penisimin şekline alacağından emin olduğum deliğine yeniden girerken yapılı sırtına öpücüklerimi sıralamaya başladım.

O, arkaya doğru elini atıp saçlarımdan beni çekerek dudaklarıma kapanırken ben de içine girip çıkmaya devam ettim. Dudaklarımı dudaklarından ayırıp boynundan omzuna her yerini öperken kulak memesini hafifçe dişledim. Ağzıma alıp emdikten sonra, “Sonsuza kadar içinde kalsam keşke,” dedim.

“Bana uyar ama duvardan duvara seni çarpmak da çok zevkli.”

Sözleri ben onun içindeyken bile nasıl oluyorsa deliğimin kasılıp gevşemesine neden olurken yavaş yavaş sarsılan bedenimle sona doğru yaklaştığımı anlayıp hızlıca içinden çıktım. Onunla birlikte gelmek istediğim için ikimizin de penisini birbirine yaslayarak kucağına doğru oturup aynı anda çekmeye başladım. Dudakları dudaklarıma yaslandığı an çok da zaman geçmeden ikimiz de sarsılarak boşalmaya başladık.

Tüm görüş açım siyah beyaz beneklerle bulanıklaşırken hâlâ titreyen vücuduma bakmadan elime bulaşan, tıpkı az önce bedenlerimiz gibi birbirine karışan ikimizin menilerini Ömer’in gözlerinin içine bakarak yaladım. Daha sonra biraz daha aşağı kayıp, onun hâlâ tam sönmemiş penisini ağzımda bir tur çevirip ıslak bir öpücük kondurduktan sonra bir kez de dudaklarını öptüm.

Bana şaşkınlıkla bakan Ömer, “Lan sevgilim sen neymişsin?” diyerek elini enseme yaslayıp beni kendisine çekti. Bir kez boynumu öptükten sonra, “Sıra bende ama,” diyerek kaşlarını yukarı aşağı oynatmaya başladı.

“Asıl iyileşince gör sen beni,” dedim hınzırca gülerek. “Bu fragmandı.”

“Sert seviyorum dediğinde- Neyse. Boğazımı harbiden siktin.”

Gözlerinin içine, ‘Gerçekten mi?’ demek ister gibi bakınca, “Doğru, siktin zaten,” diyerek sırtını yatak başlığına dayayıp beni de kucağına çekti. Elini belirgin olan yara izime atarak hafifçe okşarken hâlâ hızlıca atan kalp atışlarım düzene girmemişti.

Bir anda aşka gelip, “Çok seviyorum seni lan,” dedim. Kafamı boynuyla omzunun arasına koyup bir de dudaklarımın altında kalan, altın gibi parlayan tenine öpücük kondurdum.

“Çok seviyorum seni,” dedi. “Basit, dolambaçsız, kolay her şey seninle sevgilim.”

“Seninle de.”

“O zaman hadi bir tur da havuzda atalım.”

“Şerefsiz Ömer. Sonra romantik değilsin diyorsun bana.”

“Sevgilim ben de seni romantikçe sikeceğim zaten,” diyerek beni bir hamlede kucağına aldı. “Lan kocaman adamım, nasıl kucağına alıyorsun sen beni?”

“Çok zayıfsın Selim. Biraz kilo alman lazım,” diyerek kucağında benimle sanki hafif bir şey taşıyormuş gibi merdivenleri indi. “Hem kalçana da kilo alırsın biraz, off!” deyince de kafasına vurdum bir tane.

O, kahkaha atıp ikimizin de hâlâ çıplak olmasını umursamadan bizi havuzun içine sokarken ben uzunca bir süre burada kalacağımızı bilerek gülümsedim. İnsan her şeye çok kolay alışıyordu belki ama ben Ömer’le yaşadığım her ana çoktan bağımlı olmuştum bile.

Bundan önce acizce bana her şeyi unutturan, benim bağımlılık saydığım şeylerin onun gibi olmadığını düşünürken dudaklarımın üzerine kapanan dudaklarla beraber aklımda yalnızca bir cümle dolanıyordu, ‘Senin gibi değildi hiçbir ilaç…’

✨✨

Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻

Gidelim Verve 💙

🤞 Kitap bölümlerinden haberdar olun!

4.4 5 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Neriman_Lusi
Neriman_Lusi
21 gün önce

🧚‍♀️♥️💙

error: Bu içerik kopyalanamaz, telif ile korunmaktadır!
Scroll to Top