Bölüm 39: Yeni Hayatın İlk Günü

✨✨

Mustafa, evin büyükçe salonunda daha tam yerleştiremedikleri dağınık eşyalara bakarken parmağında hissettiği tatlı ağırlıkla sağ elini göz hizasına doğru kaldırdı. Alt dudağını ısırıp da üzerine yansıyan güneşin ışıklarıyla parlayan yüzünü sevip kendi kendine, “Canım yüzüğüm,” demişti ki belinin iki yanından sarmalanıverdi.

Arkadan yavaşça kollarını yüzüğünü seven nişanlısına dolayan Ayaz, boynuna da bir öpücük kondurup çenesini Mustafa’nın omzuna yasladı. “Canım nişanlım demek varken?”

Yanağını Ayaz’ın yumuşacık saçlarının üzerine bıraktı Mustafa. “Nişanlım zaten can içim.”

“Bir şeyi anlamadım ama.”

“Neyi?” Başını kaldırıp da bedenini hâlâ onu sarmalayan adama doğru çevirerek gözlerinin içine baktı.

“Neden yüzükler sağ parmağımızda? Sola takıp evlenseydik ya güzel bebeğim hemen. Kocacığım dersen benimki uçuşa geçer bu arada.”

“Ayaz!” diyerek sevgilisini payladı beyaz tenli adam. “Olmaz öyle, tüm prosedürleri tek tek yapacağız. Klişe de olsa. Seni istemek, tuzlu kahveni de içmek isterdim ama benim ailem- Malum.”

“Ne istemesi? Ben sana vardım bile, bohçamı alıp da kaçtım ya sana!” Ayaz, engel olamadığı heyecanıyla, “Yani sen şimdi bana düğün de yapabiliriz mi demek istiyorsun?” diye sordu.

“Durumlara bir bakalım sevgilim, bilmiyorum daha. Önce bir yerleşelim, sonra ben şu yeni görevime başlayım. Ondan sonra ne olacağını birlikte göreceğiz.” Her şeyi en ince ayrıntısına kadar çoktan planlamamış gibi oyununu yalancı sözleriyle sürdürüyordu.

Mustafa’nın yanağını damağına çeke çeke emdi Ayaz. “O zaman kocam de bir kere, hadi.”

“Ayaz morartacaksın, yarın işte ne olduğunu açıklayamayacağım insanlara! Hem olmaz, her şey usulünce olmalı. Nişanlıma kocam dersem evlenirsek ne diyeceğim?”

“Evimin erkeği?”

Mustafa, Ayaz’a, ‘Sen iflah olmazsın,’ bakışları atarken kendisinin pek de farkında değil gibi görünüyordu. Ayaz’ın bir bakışına, duruşuna, yemek yapışına yükselen o değilmiş gibi çocuğu azarlaması seyirlik bir manzaraydı. “Kalan boş odayı ne yapalım?”

Her şeyi kendisi ayarlamış, ertesi gün resmi bir kuruma gideceği zaman bile panikten uyuyamayan Mustafa, ilk kez bir şeylerin üzerine bindirdiği yükü değil de keyfini çıkararak ince ince ayarlamanın keyfini sürmüştü son zamanlarda. Ayaz’ın okuluyla kendi işi arasında, güzel bir muhitte ev bulmuş, emlakçı dahil herkesle kendisi konuşup Ayaz ne kadar yardım etmek istese de bir şeyleri kendi başarmak ister gibi ona fikrini sormak hariç geri kalan her adımı kendisi tamamlamıştı.

Beş odalı evin misafirler geldiği zaman kullanmaları için ekstradan bir banyosu daha vardı. Bir banyo Mustafa’nın doymak bilmeyen iştahını temsil eder gibi yatak odasında, diğeriyse konukları için seçtikleri odanın tam yanındaydı. Öyle ya, çok arkadaşı vardı onun da artık. Üstelik nişanlısının ailesi kendi ailesi olmuş, onların da sık sık gelip kalacağını düşünmüştü. Burak, Ahmet, Mavi, Muzaffer hatta planını anlatmak için telefonda Ayaz’dan gizli konuşup tanıştığı Ali ve Mahir’i ağırlayacaktı kocaman, iki katlı evinde.

Bunca yıl biriktirdiği ne varsa dökmüştü ortaya Mustafa, ömürlük eşiyle yaşayacağı bu evi güzelleştirmek için. Özellikle yatak odalarını çam ağaçlarıyla dolu ormana bakan taraftan seçmişti. Odanın bir tarafı giyinme odası, diğer tarafıysa banyo olacak şekilde küçüklükten beri hayali olan yataktan kalkıp kendisini banyoya attıktan sonra yine aynı yerde, sıra sıra gömleklerin pantolonların asılı olduğu odada giyinecekti üzerini.

Yatak odasının tam yanındaki oda kütüphane ve hamak için özel ayrılmış, Mustafa, odanın bir duvarını tamamen içine çeşit çeşit kitaplarını koyduğu, asimetrik bir kütüphaneyle kaplatıp yine ormana bakan, yere kadar inen kocaman pencerenin tam karşısına da evindeki hamağı getirtip yerleştirmişti. Hamak hariç, o eve dair hiçbir şeyi tutmamıştı yeni yuvasında. Eşyalarının da Ayaz’dan önceki hayatının olumsuzluğunu içine çektiğini düşünüp yeni damat olarak tüm evini yeni eşyalarla doldurmuştu, bundan sonra yalnızca güzellikler gelsin her yerden diye düşünerek.

Alt katta kalan iki oda, salon ve mutfaksa yine Ayaz’ıyla el ele, emek emek seçilen eşyalarla düzenlenmişti, bir oda hariç. Mutfak Ayaz’ın isteklerine, rahat çalışmasına göre dizayn edilmiş, yalnızca bir oda boşta duruyordu şimdi. O odayla ne yapacağını da bilemiyordu Mustafa.

Evi düzenlerken nişanlısıyla arasına maddi konuların da girmesine izin vermemiş, o gün kim ödemek isterse o ödemişti alınanları. İkisinin birikmiş paralarının yeni yuvalarına harcanmasında hiçbir sakınca görmeyişleri de aşklarının arasına para mevzularının karışmaması da Mustafa’yı ayrı bir memnun etmişti. Zeynep ve Rahmi yardımcı olmayı teklif etseler de ikisi de kabul etmemiş, her şeyi, şimdilerde yeni evlenen çiftlerin yaptığı gibi kendileri karşılamayı dilemişlerdi.

Hayalinde ne varsa onu yaşayan Mustafa, bunun için geçirdiği karanlık anlarla dolu otuz üç yılının her bir anına değdiğini düşünüyordu. Yolun sonu çam ağacı kokusuyla Ayaz’ın göğsünde uyandığı günlere çıktığından Mustafa için naftalin kokulu geçmişin hiçbir önemi kalmamıştı artık. Haftada bir görüştüğü doktoru bile, “Geçmişinle barıştın Mustafa,” diyerek onu tebrik etmiş, Mustafa’nın gününe güzellik katmıştı sözleriyle.

“Bilmiyorum ki güzel bebeğim.” Daha sonra, onun tepkisini anlamak ister gibi Mustafa’ya baktı. “Çocuğumuz olsaydı çocuk odası yapardık.”

“Yani, olabilirdi tabii.”

“Ben hep böyleydim Mustafa. Yani hiç çocuğum olmayacağını biliyordum ama senin seçeneğini elinden mi aldım diye düşünüyorum bazen.”

Nişanlısının dudaklarına bir öpücük bırakırken, “O ne demek?” diye sordu Mustafa.

“Ben kadınlara hiç ilgi duymadım ama senin belki şansın olabilirdi.” Elini ensesine atıp rahatsız bir hisle donandığını onu izleyen adamın çoktan fark ettiğinden habersiz, “Bilmiyorum- Anla işte,” diye geveledi.

“Ben senden önce kendime bile dokunmadım Ayaz, senden öncesi yok ki.”

“Ama çocuğun olsun istemez miydin? Bunu son zamanlarda çok düşünüyorum, babalık sana çok yakışırdı. Kız babası olmak özellikle.” Mustafa’nın küçük bir kız çocuğunu elinden tutup da parka götürdüğünü hayal ederken gerçekten de ona baba olmanın ne kadar yakışacağını düşünüyordu.

“Ben düşünmedim ama sevgilim. Benim senin olmadığın bir anı düşünürken bile nefesim kesiliyor, karanlıklarda kalıyorum sanki. İstemezdim galiba, ben yalnızca senin bebeğin olmakla ilgileniyorum. Benim elimden bir şey almadın ki sen, aksine bana yeryüzünde yaşanmayacak kadar büyük bir sevgi bahşettin,” diyerek Ayaz’ın dudaklarını yeniden öperken, “Ne o? Senin güzel bebeğin olmam sıkmaya mı başladı yoksa seni?” dedi.

“Yav ne alakası var canım ciğerim?” Ayaz, son zamanlarda sıkça yaptığı gibi şiveli bir tonda Burak’ı taklit etti, muzipçe.

Mustafa kahkaha atarken, “Kankamla dalga geçme!” dese de uzun bir süre kıkırtıları dinmeyince Ayaz, karşısındaki nefes kesici manzaraya dayanamayarak onu gülüşünden şap diye öptü.

“Demek benden önce kendine bile dokunmadın?” Sözleriyle eş zamanlı elleri adamın kalçalarını bulmuştu çoktan.

“Tabii, sana sakladım kendimi ben hayatım.”

“O zaman bu evin açılışını yapsak mı artık? Kuruduk da.”

“Ayaz gözün doysun, sadece bir buçuk gün oldu,” diyerek sanki çoktan küveti doldurup da köpükleri içine boca etmemiş gibi nazlandı Mustafa.

“Rekor.”

Ağzından çıkan kelimeyi anlamlandırmasına dahi izin vermeyen Ayaz, hızlıca Mustafa’yı kucağına alınca beyaz tenli adam da kıkırdayarak çocuğun boynuna kapanıp mis kokulu tenini öpücüklere boğmaya başladı. Sıraladığı öpücüklerin arasından, “Banyoya, bizim odadaki, hemen!” diye emretti.

Kucağında Mustafa, boynunda onun dili sabırsızca merdivenleri çıkan Ayaz, odalarındaki banyoya girdiğinde çoktan küvetin hazırlanmış olduğunu görüp, “Sen var ya sen,” dedi. Daha sonra Mustafa’yı kucağından indirerek hızla adamın üzerindeki poları çıkarıp yere attı. Gözlerinin önüne sunulan bembeyaz ten ve bayıldığı üç piercingin manzarasıyla dudaklarını yalayarak hayranlıkla adamı seyretmeye başladı.

Mustafa ise ona dalıp giden nişanlısına doğru, “Hadi,” diye mızmızlanarak Ayaz’ın gömleğinin düğmelerini açıp aralıktan görülen tenle tatmin olmamış gibi ellerini onun adonislerine attı. Göğsüne, oradan da boynuna doğru ellerini sürükleyerek onun tüm tenini gözler önüne serip oradan da omuzlarına ilerledi ve gömleğin yere düşmesini sağladı.

Ama bu kadarla da yetinmek istememiş olacak ki elini pantolonunun üzerinden penisine atıp birkaç kez aşağı yukarı okşadıktan sonra pantolonunun düğmesini açıp fermuarını indirerek aşağı çekiverdi.

Onun dokunuşlarının tadını çıkaran esmer çapkınca gülümsedi. “‘Daha bir buçuk gün oldu,’ diyen biri için fazla hızlısın bebeğim.”

Mustafa, Ayaz’ı duymamış gibi altındaki şortu boxerıyla birlikte indirip, “Şimdi ne yapacaksın sevgilim?” dedi.

Ayaz, Mustafa’nın bayıldığı o malum kelimeyi bir kez daha duymak istediğini anlayınca biraz sevgilisiyle uğraşmak ister gibi boxerını çekiştirdi. “Seni seveceğim bebeğim.”

Hırslı bakışlarını eğlenen kahverengi gözlere çevirdi Mustafa. “Ayaz!” Onu küvete çekip önce sevgilisinin oturmasını sağladı. Daha sonra, sırtı geniş küvetin baş kısmına yaslanan Ayaz’ın kucağına, yüzü ona dönük şekilde yerleşip bacaklarını da beline sararak gövdelerini birleştirdi.

“Ne duymak istiyorsun?”

“Sence?”

“Oğlum ne duymak istiyorsa söylemeli, yoksa ona istediğini vermem.” Ellerini adamın kalçasına atıp birkaç kez bulunduğu yeri sıktı Ayaz.

Mustafa, gözlerini süzerek sevgilisine baksa da, “Oğlum ne be? Hani beni sikeceksin ya?” dedi.

“Evet, her gece olduğu gibi.” Küvetteki köpüklerden biraz avuçlarına toplayıp Mustafa’nın meme ucuna masaj yapmaya başladı. “Pardon, bazen gündüz de sikiyorum seni.”

Mustafa, kulaklarına dolan ve duymayı çok sevdiği edepsiz sözlerle onun dudaklarına kapanıp kucağında yükselirken Ayaz da ellerini yeniden adamın kalçasına atıp baş parmağını kalça arasında gezdirmeye başladı. Dilini Mustafa’nın ağzının içinde gezdirirken aynı anda Mustafa da kendi dilini onun ağzına yolladığından birbirine dolanan ıslak, kaygan dilleri, öpüşmelerini daha da şehvetli hale getiriyordu.

Ellerini Mustafa’nın kalçasından çeken Ayaz, “Doğrul,” dedi yalnızca.

Mustafa, Ayaz’dan gelen emirle sertleşen penisini görmezden gelerek onun kucağında iyice yükselirken Ayaz, onun sağ meme ucunu ağzına alıp emmeye başladı. Sol meme ucunu da baş parmağıyla ezip ona işkence çektirirken Mustafa, ellerini Ayaz’ın saçlarının arasına çıkarıp güç almak ister gibi tutamlarını hafifçe çekiştirmeye başladı.

Sertleşen penisini Ayaz’ın tam göğsünün arasında gezdirerek az da olsa rahatlamaya çalışan Mustafa’ya ağzındaki piercingi çıkaran Ayaz, “Gel,” diye emretti bu kez de.

Az önce sırtını yasladığı küvetin geniş ucuna Mustafa’yı oturttu. Kendisi de onun tam önünde dizlerinin üzerinde dururken adamı ağzına alıp ileri geri hareketlerle onu emerken ağzının yetmediği yerleri de tamamen sarmak için elleriyle kavrayarak çekiştirmeye başladı.

Gözlerine kenetli bakışlarıyla onu emen sevgilisini ömürlük bir seyir keyfini kaçırmak istemez gibi izleyen Mustafa, aldığı hazzı biraz da olsa eritebilmek adına dudaklarını ısırdı. “Ayaz.”

“Kocam desen?” diyerek ağzından çıkardığı penisi bu kez de elleriyle çeken Ayaz, umutla Mustafa’ya bakarken beyaz tenli adam yaşadığı zevk yüzünden konuşma yetisini kaybetmiş şekilde başını iki yana olumsuz anlamda salladı.

Ayaz, “İnatçı yeşil erik,” dedikten sonra göz kırptı. “Sıra sende.”

Mustafa, onun ağzında daha fazla kalmak istediğinden huysuzlanarak, “Ne sırası?” diye sordu.

“Beni sikme sırası. Hadi.”

Ayaz, nişanlısından tek taraflı bir fedakarlığı hiçbir zaman beklememişti. Mustafa’nın altta olmayı çok sevdiğini bilse de onu deneyimlemediği bir zevkten mahrum bırakmak istemiyor, bazı şeyleri, her ilki onunla yaşadığı gibi, yine kendisiyle tatmasını diliyordu.

“Gerek yok, ben iyiyim,” diyen Mustafa, Ayaz’ın içinde olma fikriyle gözlerini kırpıştırıp heyecanlanırken düşündüğünde bile onu mahveden şeyi eyleme döktüğünde neler olacağını bilemez gibiydi. Hem Ayaz kadar muhteşem olabilir miydi ki?

“Düşünme güzelim, sadece yap.”

Mustafa, dudaklarını ısırarak kendisi için kullanılacağından emin olduğu, yeni alıp da banyoya bıraktığı kayganlaştırıcıyı sertçe kavradı. Renksiz sıvıyı parmaklarına dökerken bunca zaman Ayaz’ın onun üzerinde uyguladıklarını şimdi kendisinin yapıyor oluşuyla, ‘Bu yaşanıyor mu?’ diye düşündü.

Sevgilisini ayağa kaldırıp küvetin tam dibindeki tıpayı yerinden çekerken suların boşaldığı yere doğru baktı. Duş başlığını tam üstlerine ayarlayarak musluğu açtı. İkisinin de tenine dökülen suyla birlikte bir kez daha parmaklarını kayganlaştırıcıya buladı. Bu sırada elleri küveti kaplayan cama yaslanmış, bu sebepten sırt kasları açığa çıkmış, ince belinin devamındaki kalçası dışarıda onu bekleyen çocuğun muhteşem görüntüsünü izleyip bir şeyler söylemek istedi ama bu yeteneğe muktedir değildi sanki.

Bunun yerine Ayaz’ın kulak memesini ağzına aldı, emmeye başladı. Onun inlemesi ilahi bir melodi gibi kulaklarını kutsarken yeniden hazdan başı dönerek işaret parmağını Ayaz’ın girişine dayayıp yavaşça içine doğru itmeye başladı. Ayaz, içine giren parmakla ilk kez yaşadığı bu heyecana eş bir kez daha, “Mustafa!” diye inlerken Mustafa, onun canını yakmamak için önce tek parmağıyla girip çıktığı yere sonrasında ikinciyi de ekledi.

Bir süre sağa sola oynattığı parmaklarıyla nişanlısını genişleten Mustafa, “Dayanamıyorum,” diyerek önce kendi penisine biraz daha kayganlaştırıcı döktü, sonra onun girişine kendisini hizaladı. Titreyen ellerini Ayaz’ın ellerinin üzerine koyup da oradan güç alarak içine doğru kendisini kaydırmaya başladı. Mustafa, bir yandan hiç çıkarmadıkları yüzüklerin süslediği ellerinin büyüsüne kapılırken diğer yandan da birleşme noktalarına bakarak aklının uçup gittiğini hissetti.

Henüz tamamen girmediği ama şimdiden onu sıkı sıkıya saran darlıkla birlikte alnını Ayaz’ın omzunun üzerine koyup sırtına doğru inlerken üstün bir irade örneği göstererek yavaş hareketlerle tamamen kendisini sevgilisinin içine soktu.

“İyi misin?”

“İyiyim, devam et. Tutma kendini. Birazdan ben de senin içinde olacağım, acımam Mustafa sana.”

Mustafa, gelen sözlerle Ayaz’ın boynunu emerken onun içinde rastgele vuruşlar yapmaya başladı. Ayaz, onun haz noktasını ezbere bilirken Mustafa için bu yeni deneyimlediği durum sevgilisinin daha da zevkle kıvranmasını görmeyi geciktiriyordu. Birden çocuğun içinde dokunduğu bir yerle ellerinin altındaki Ayaz’ın elleri daha kuvvetli şekilde cama yaslandığında, “Buldum,” diyerek aynı noktaya doğru gidip gelmeye başladı.

Aldığı zevk yüzünden gözlerini kapatmak isterken yine de dudakları Ayaz’ın dudaklarının yoksunluğunu çekermiş gibi onun başını yana doğru çevirip dudaklarına yapıştı. Bir yandan onu öpüp dudaklarını küçük küçük ısırırken diğer yandan da iyiden iyiye hızlanarak içinde gidip geliyordu.

Ayaz’ın dudaklarına doğru inleyerek elini onun penisine atmıştı ki tehlikeli bir şekilde gülümseyen esmer, onun elini durdurdu. “İçindeyken,” Mustafa, duyduğu sözün etkisiyle mümkünmüş gibi daha da hızlanırken Ayaz’ın bileklerini tutup ellerini onun arkasında, bel hizasında birleştirdi, vuruşlarına biraz da bu şekilde devam etti.

Yaşadığı bu hissin de, bu zevki ona bahşeden dakikaların da sonsuza kadar sürmesini istese de gözünün önünde beliren siyah beneklerle geleceğini anlayınca Ayaz’ın bileklerini serbest bırakıp hızlıca içinden çıkarak kendisini onun kalçasına doğru çekmeye başladı. Titreyen bacaklarıyla içinde tek bir damla kalmayana kadar önündeki sıkı, esmer kalçaların üzerine boşaldı. Alnını Ayaz’ın sırtına yaslayarak biraz olsun kendine gelmeye çalışırken Ayaz, “İçinde ne cevherler var senin Mustafa?” dedikten sonra sevgilisinin toparlanmasına bile müsaade etmeden hızla yerlerini değiştirdi.

“Sıra bende, acımayacağım.”

Mustafa, yeni boşaldığı için hâlâ tam açılmayan algılarıyla yalnızca Ayaz’ın hareketlerine ayak uydursa da yine de sevgilisinin odunluğuna zıt belini büküp kalçasını dışarı çıkararak Ayaz’a doğru salladı. Ayaz, adamın sol kalçasına bir tokat atıp, “O kadar güzelsin ki aralıksız üç gün siksem seni doymam,” diyerek az önce Mustafa’nın kullandığı kayganlaştırıcıyı parmaklarına döküp de adamı genişletmeye başladı.

“Oyalanma!”

“Sabırsız, seni sikmemi çok seviyorsun değil mi Mustafa?”

“Evet ama biraz daha oyalanırsan-” demişti ki Ayaz, birden Mustafa’nın içine bütünüyle girdi. “Sert seviyordun sevgilim.”

“Nişanlım!” Hissettiği dolulukla inleyen Mustafa, sevgilisinin içinde ezbere bildiği noktaya doğru baskı yapmasıyla yeniden hazzın en uçlarında gezinirken Ayaz, arkadan Mustafa’nın boğazını tutup hafifçe sıktı.

Diğer elini de adamın göbeğine sararken daracık alanda penisini çevreleyen duvarların yaşattığı hazla Mustafa’nın omzuna ısırıklar bırakırken bir yandan da birleşme noktalarını izleyerek saniyede bir içine girip çıkmaya devam etti.

Mustafa, başını geriye doğru atıp Ayaz’ın omuzuna yaslandıktan sonra boğazındaki elin üzerine tutundu. En tatlı noktasına dokunan tenin zevkini gözleri kapalı şekilde duyumsarken Ayaz, “Hangisini daha çok sevdin?” diye sordu.

“İçimde olmanı.”

Ayaz, gülümsese de uzun zamandır hayal ederken bile onu zevkten titreten bir şeyi denemek istiyordu. Nitekim, “Bir kez içine gelsem? Sadece bir kez.” diye yalvarır gibi konuşunca Mustafa, kafasını olumlu anlamda salladı.

Yaşanacak tüm ilkleri tükettiklerini düşünürken her gün yeni bir tanesini yaşadığı esmerle bir ömür geçirecek olmasının yanı sıra haz noktasına çarpan penisle inleyen Mustafa, kalçasını Ayaz’ın penisinin üzerinde, bu kez kendisi, hareket ettirmeye başladı.

Bir süre bu şekilde boğazında Ayaz’ın eli, kendi elleri onun boynundaki koluna tutunmuş şekilde çocuğu içine alarak hareket etse de Ayaz, ritmi yavaşlayan sevişmelerinin kontrolünü eline alıp yeniden hızla ve sertçe onun içine girip çıkmaya başladı.

En sonunda titreyerek Mustafa’nın içine tüm sıvılarını akıtan Ayaz, hiç böylesi bir zevki tatmadığını düşündü. Son damlasını akıtsa da yine de adamın içinden çıkmak istemez gibi bir kez daha içinde gidip gelirken nihayetinde Mustafa’nın içinden çıktı, deliğinden sızan kendi menilerini izledi. Sanki onu mühürlemiş gibi hissederken yeniden karnından yükselen hazzı duyumsadı.

Ona arkadan sarılarak, “Mustafa, seninle bir ömür nasıl olacak?” diye sordu, cevabını kendisi bilse de.

Gözleri odağını kaybetmiş şekilde, “Harika olacak bence,” diyen adamı kendisine çevirdi Ayaz. Dudaklarını onun dudaklarına bastırıp ağır ağır belini okşamaya başladı.

Sesli bir şekilde dudaklarını ayırdığı Mustafa’nın güzelliğine doyamaz gibi bakarken çekingen bir sesle, “Seni temizleyelim,” dedi.

“Neden utanıyorsun?”

“Dayanamadım.”

Ayaz’ın parmakları kalça arasını bir kez daha keşfederken Mustafa da onun boynunu boydan boya yaladı. “Sıcaklığını içimde hissetmek çok güzeldi ama.”

“O zaman?”

Onun ne isteğini anlayan ama tereddütte kaldığı için sesli dile getiremediğini fark eden Mustafa, dudaklarını ısırdı. “O zaman ara ara iznin var nişanlım.”

Ayaz, bu kez de çapkınca gülümsedi. “O zaman sen de ara ara bana kayarsın ödeşiriz.”

Mustafa, sevgilisinin de yardımıyla üzerilerinden akıp giden suyla temizlendi. Ama hemen sonrasında yeniden küvetin dibindeki tıpayı yerine takıp bolca kırmızı, mis kokulu bir sıvı döktüğü suyu eliyle karıştırarak daha da çok köpük elde ederken Ayaz, ona göz kırptı. “Bütün gün buradayız o zaman.”

“Aynensin ciğerim, bütün gün dinlene dinlene- Anlarsın ya.”

Ayaz, dakikalar önce kendisine kızsa da onun da kankasının taklidini yapması üzerine bir kahkaha attı. “O zaman tam keyif yapalım bugün nişanlımızla.”

Hemen sonra üzerinden akan suları umursamadan küvetten çıktı. Kenarda duran küvet tahtasını çoktan yerinde yayılan Mustafa’nın önüne koyarak hızla yatak odasındaki tableti de alıp tahtanın üzerine bıraktı.

Sevgilisinin arkasına yerleştikten sonra sırtını küvetin başlığına yaslayıp ömrü boyunca sevse yine de doymaya cürmünün yetmeyeceği adamın ıslak saçlarına öpücüklerini kondurarak onun bir dizi açmasını beklemeye başladı.

Küvetteki su buz gibi olana kadar dizilerini izlemeleri, Ayaz’ın hayran bakışları arasında Mustafa’nın bıcır bıcır yeni göreviyle ilgili heyecanını anlatması, yeniden köpüklerin bol olduğu sıcacık suyu doldurmadan sevişmeleri ve sonrasında biraz daha dinlenmeleri derken akşam olup da karınları acıkana kadar kaldılar orada, yeni evlerinin açılışını yapmak için.

Mustafa, kendisi için her türlü fedakarlığı yapan, dahası yapacak olan çocuğun aşkı içindeyken birkaç ay sonra ona o çok istediği ‘kocam’ kelimesini söyleyecek olmasının heyecanıyla bu bayıldığı yeni hayatının ilk gününü böylece tamamlamış oldu, daha ona gelecek nice sürprizin olduğunun çokça bilincinde…

✨✨

Sonraki 2 bölüm final 💙

Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻

Gidelim Verve 💙

🤞 Kitap bölümlerinden haberdar olun!

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Scroll to Top