Bölüm 5: Yokluğu Yalan Varlığı Eksik

✨✨

Önümdeki sıkı yuvarlak kalçayla birleşme yerime bakıp içine girip çıktığım bedenin göbeğinin tam üstünden bir kolumu geçirerek altımda yatan bedeni tek hamlede yerinden doğrultup dizlerinin üzerinde durmasını sağladım.

Bir yandan mermer misali bembeyaz tenli adamın omuzunu ısırırken diğer yandan da tam göbeği ile kasıklarının arasındaki noktaya avucumun içiyle bastırdım. Beni tamamen saran sıkı duvarları yararak en dibine kadar kendimi itip acımasız ritmime devam ediyordum.

Aklım istemsizce bu öğleden sonraya giderken Ömer’in bakışları aklıma geldiği an önümdeki bedenin içinde olsam da aynı anda kendi deliğimin kasılıp gevşediğini hissettim. Nasıl olabilirdi bu? Bunca zaman yaşadığım cinsel birlikteliklerimde hiçbir zaman alta geçmeyi düşünmemişken bir çift ela gözün sahibini düşündükçe kendimden geçiyordum.

Belinden tuttuğum beden inlerken benim aklım şu anda bile akşama doğru vedalaşıp da ayrıldığım ikilideydi.

Aycan’ın patates ekmek yedikten sonra canı meşhur Portekiz tatlısından çekince Ömer üşenmeyerek kızı tatlının en güzel yapıldığı yer olan Kadıköy’e götürmeye karar vermişti, hem de İstanbul trafiğinde…

Beni de davet etmişlerdi ama o an benim aklımdan yalnızca dakikalar önce ‘Protein alman lazım.’ diyen adamın sevgilisi bilmem ne tatlısı isteyince beni nasıl da unuttuğu geçiyordu, bunu düşünmek hakkım olmasa da.

Sevgilisiydi o kız. Elbette Aycan bir şey istediğinde Ömer yapacaktı ama bunu her bir kapakçığını siktiğimin kalbine anlatamıyordum bir türlü. Daha nereye kadar kimselerin haberi olmadan kırılıp dökülecektim bilmem ama birilerinin duygularımı darağacına yatırma vakti gelmiş de geçiyordu.

Gerekirse aklım tek gecede yaptığı darbeyle tüm duygularımın boynunu vurmalıydı yoksa çok geçmeden ben vurulacaktım, hem de fırtınanın dinip de yalancı bir ilkbaharın başladığı benimse aldığım yaralara dayanamayarak kanlar içinde yere yığıldığım bir savaş meydanında…

İkisiyle de vedalaşıp yine yürüdüğüm yolları bile hatırlamadan eve geldiğimde babamın cemaat dediği sohbet arkadaşlarının yanına, annemin de komşuya gittiğini görünce aklımı oyalamak için bu gecelik birini bulmaya karar verdim.

Özellikle eşcinseller arasında sadece takılmak için kullanılan, benim de zaman zaman aklımın ucunu kaçırmak adına birilerinin teninde kendimi kaybetmek istediğimde kullandığım uygulamayı açmak için telefonu elime aldım. Bu gece Ömer’i düşünmek istemiyordum, bir şekilde aklımı oyalamam gerekiyordu.

Belki başka ten belki başka şeyler bilmiyordum ama bugün de onu hayal ederek uyuyakalmaya mecalim yok gibiydi. Bazen benim bile onu sevmekten artık emekliye ayrılmam gerektiğini düşündüğüm zamanlar oluyordu. Bırakabilseydim içimdeki duyguların dizginlerini, belki onlar ehlileştirilmemiş atlar misali benden kaçabilirdi. Dediğim gibi bırakabilseydim…

Bu gece aklımı oyalayamazsam Ömer’in Aycan’ı nasıl öptüğünün, ona nasıl sarılıp da ‘Seni seviyorum.’ dediğinin her anını kafamda kuracak; evde olmama rağmen kendi evimin başkasına sarılıyor oluşuyla yatağımın içinde yok olmayı dileyecektim, tüm geçmiş zamanlarda yaşadıklarım gibi.

Bir yandan düşünüp bir yandan uygulamada dolanırken biriyle eşleştiğimi fark ettim. Sokuk bir algoritmanın bana uygun gördüğü herifin fotoğrafının olmayışını bile umursamadan adama mesaj attım. Bu gece şansıma güvenip Ömer’in karanlığında boğulmamak için pekala da tipim olmayan bir adamla takılabilirdim, bana uyardı.

S: Buluşalım mı?

Aradan dakika bile geçmeden olduğu yerin konumunu gönderen adamın mesajını kapatıp üzerimi bile değiştirmeden biraz parfüm sıkıp hızla evden çıktım. Yoldan geçen bir taksiyi çevirirken bile aklımın en ücra köşelerini istila eden ela gözlerin güzelliğine kanmamak için zihnimdeki ona dair her şeyi kovup kendimi taksiye attım.

Buluşacağım herifin attığı konumu yeniden kontrol ettiğimde beni bir bara çağırdığını anladım. Dışarıdan bakıldığında fena bir yer olmadığı izlenimi uyandıran mekana girdiğimde gürültülü müzikten yüzümü buruştururken fotoğrafı bile olmayan adamı nasıl bulacağım konusunda da hiçbir fikrim yoktu.

Ben masaların arasında dolanıp da mal mal etrafı keserken tek başına birasını yudumlayan, kıvırcık sarı saçlı biri sorar gibi yüzüme bakarak, “Selim?” dedi.

“Benim. Ve sen de?” diye sordum.

“Mikail, memnun oldum.”

“Ben de,” dedikten sonra yeşil gözlerini bana dikerek beni süzen adamı incelemeye başladım. Sarı saçları bukleler halinde alnına dökülüyor, bir mermer misali beyaz tenini süsleyen ince hafif kavisli burnu ve çok kalın olmayan dudaklarıyla tam da benim yatak zevkime uygun olduğunu gözlerimin içine içine sokuyordu sanki.

Ömer’e olan aşkım nasıl başladı nasıl bu hale geldi bilmesem de yatacağım adamlar hep onun zıttı olsun isterdim. Tıpkı karşımdaki herif gibi ince yapılı, benden daha kısa, mümkünse güzel…

Ama bu adam güzelliğin bambaşka bir boyutu gibiydi sanki. Eski Yunan heykelleri misali bir sanatçının elinde güzelce oyulmuş, her yanı tastamam olan, gözlerinin rengiyle bile insanı sabırsızlığa sürükleyen cinsten…

Nitekim sabırsızlığım anında gün yüzüne çıkmış gibi dudaklarımdan, “Takılmak ister misin yoksa hemen çıkalım mı?” sözleri döküldü.

Elindeki bitmeye yakın bira bardağını masanın üzerine bırakıp dudaklarını yalayarak, “Sabırsızsın, uzatmıyorsun. Sevdim bunu. Çıkalım, bana gidelim mi? Ev arkadaşım yok. Otellerde sürünmeyiz hem,” dedi.

Dahmer değilsindir inşallah. Akciğerlerim Türkiye’de yaşamaktan soldu, lezzetli değildir. Baştan uyarayım da,” diyerek dudaklarımı büzdüm.

Sözlerimin üzerine bir kahkaha atınca yüzünde oluşan çocuksu ifadenin ne kadar güzel olduğunu düşündüm. Benim gibi tek gecelik ilişkilerin peşinde koştuğuna göre ya bir yarası vardı ya da yalnızlığı… Hayal kırıklığının tadını tek başına çıkarmamak için evde kalmak istememiş olmalıydı, bir an kendi derdimi unutup derdinin olup olmadığını bile bilmediğim herife üzüldüm.

Dahmer olsam ve bunu sana şu an söylesem bu ne kadar mantıklı olurdu? Hem merak etme bizim genlerimiz seri katilliğe uygun değil, çenemiz durmaz bir kere, anlatırız konuya komşuya,” dedi, yüzündeki gülümseme hafiflerken.

Yemyeşil gözlerinin güzelliğiyle ses tonunun tok oluşu birleşmiş beni mest etmişti bile. Nereden denk gelmişti bana bilmiyorum ama iyi ki fotoğraf yok diye geri çevirmemiştim bu adamı.

Yoksa düşüncelerime eş şu an beni sıkıca saran duvarlarda kaybolmak yerine yatağımda yatıp, ‘Acaba Ömer bana yemek yapacağını hatırlayacak mı?’ diye düşünüp duracaktım.

Yüzüklü ince parmaklarının süslediği ellerini geriye doğru, enseme atıp başının arkasını da omzuma yaslarken, “Daha hızlı,” diyerek inledi. Yatak başlığının tam üzerine astığı aynadan mermer gibi beyaz suratını incelerken içimde oluşan sadist tarafı bastıramayıp elimi boğazına attım.

Boğazını hafifçe sıkarken ertesi gün onda bir iz bırakacağımı bilmek içimdeki tüm habis duyguları bir bir beslerken, son zamanlarda çokça maruz kaldığım şeytanlarımın aynadan tam da gözlerimin içine baktığını fark edince elimi gevşetmek istedim.

Elini boğazındaki elimin üzerine atıp gevşetmemi engelleyerek, “Sık, sert ol,” diye emretti.

Anlam veremediğim şekilde sevişmek değildi bu adamın yaptığı. Bir şeylerin acısını çıkarmak ister gibi bedeninin hor kullanılmasını istiyordu sanki. Tıpkı ismi gibi bir meleği andıran güzel suratının aksine içinde bambaşka bir canavar yaşıyor gibiydi.

Birden Ömer’den başkasını sevebilseydim eğer daha saatler önce tanıştığım bu adamı kendime saklamak isteyebileceğim düşüncesiyle doldu aklım. Güzel de severdim. Yeşil gözlerindeki bakışlardan süzülen bir şey kendimi ona yakın hissetmeme sebep olmuştu. Aynadan tam gözlerinin içine baktığımda göz bebeklerindeki ormanların cayır cayır yandığını gördüm. Vardı onun da bir hikâyesi, herkes gibi…

Zihnime süzülen düşüncelerim yüzünden yavaşlayan ritmimi sevmemiş olacak ki bir hamlede beni iterek içinden çıkmama neden oldu. İnce uzun parmaklı, bembeyaz ellerini göğsüme koyarak beni yatağa düşürüp bir bacağını diğer tarafıma attıktan sonra kucağıma çıktı. Sol eliyle p*nisimi kavrayıp beni deliğine hizaladıktan sonra hızla, tek hamlede içine aldı.

Sıcak duvarlarını yeniden p*nisimin çevresinde hissettiğim an, onun hızla kucağımda kalkıp inmesi ve bunu yaparken de göğüs uçlarımı çekiştirmesiyle ağzımdan çıkan boğuk inlemeye engel olamadım. Altta da olsa ipleri bırakmayı sevmiyor olmalıydı. Yönetilen değil yöneten olmak istiyordu.

“Güzel hissettiriyorsun.”

“Sen de.”

“Senin gibisini bulmak zor.”

“Oysa herkes gibiyim,” dedikten sonra sporla şekillendirilmiş olduğu belli olan çıkık ve dik kalçalarına ellerimi atıp olduğum yeri parmaklarımla sıktım.

Ellerimden güç alırken sadece kalçamı oynatarak onun içindeki hızımı daha da artırdım. Neredeyse tamamen çıkardığım p*nisimi saniyede bir içine, en derinine, güzel hissettirecek noktasına yeniden sokuyordum.

“Geliyorum,” dediğini duyduktan sonra elimi p*nisine atıp onu çekerken bir anda göbeğime doğru boşalmaya başladı.

Bencil olmamak için kendimi tutup onun tamamen içindeki sıvıları bırakmasına izin verdikten sonra hızla içinden çıkıp onu yüz üstü yatağa bastırdım. Taktığım kondomu çıkarıp sırtına doğru ben de kendimi çekmeye başladım.

Bir yandan da kalça yanaklarından birini sertçe yana ayırıp açığa çıkan kahverengi deliğine bakarken Mikail, arsızca gülüp alt dudağını ısırdıktan sonra belini havaya kaldırıp elimi iterek kalçasını iki yana açtı.

Uzun ince parmaklarını süsleyen zarif yüzükleriyle birlikte önümde kendi iradesiyle kendisini benim gözlerime sunuyor oluşu beni de son raddeye getirdi. Tüm vücudum titrerken boğazımdan kaçan büyükçe bir inlemeyle kalçasına doğru boşalmaya başladım.

Uzun zamandır kimseyle beraber olmadığım için içimdeki sıvıların hem yoğunluğu hem de rengi değişmişken vücuduma yayılan rahatlamayla son bir kez p*nisimi onun içine sokup birkaç kez git gel yaptım.

Gözümün önündeki noktalar kaybolduğunda kendimi yatağa, tam onun yanına bıraktım. Tek tük çillerin süslediği bembeyaz yanakları sevişmenin etkisiyle pembeleşmişken sağıma doğru dönüp, “Hayatımın en iyi seksiydi,” dedim.

Bana bakarken, “Benim de,” dedi ama yalan söylediği gözlerinden geçen gölgelerden bile belliydi. Bu seksin üzerine ancak aşkla yapılan bir sevişme çıkardı ki muhtemelen onun da aklına böyle bir şey gelmiş olmalıydı.

“Güzelsin,” dedim yüzünün her bir santimini incelerken.

“Sen de. Tam benim aradığım tipsin. Güzel gözlü, bebek yüzlü ama- Bu zamanda senin gibiler hep altta olmak istiyor.”

“Öyle mi? Bunu bilmiyordum işte.”

Kafasını sallayarak tam yanındaki ayaklı çekmeceden küçük, beyaz bir kutu çıkarıp kutunun içini açtı. İçindeki hapı ağzına atıp susuz yutarken ne içtiğini anlamak için hafifçe doğrulup ona doğru baktım.

“Yanlış anlama, önlem. Kimse bu zamanda AIDS‘le uğraşmak istemez değil mi?” dedi.

“Temizdim, kondom da kullandık.”

“Ben işimi sağlama alanlardanım.”

Daha sonra çıplak ayaklarıyla sert zemine basıp giyinme dolabına doğru ilerledi. Dolabın içine elini atıp da giyecek bir şeyler ararken eline gelen siyah tişörtle gözlerinden yol kenarına bırakılmış bir enkazın yansıması geçti gitti, bir anlık.

Başkası görse anlamazdı, ben anlardım. Ben yıllardır o enkazı boyayıp da canlı biriymiş gibi gösteriyordum, saklama konusunda da ustaydım.

Elindekini yeniden dolabın içine doğru fırlatıp başka bir tişört aldı. Uzun, kalçalarını kapatan kumaşı giydikten sonra bana doğru bakıp, az önceki enkazı yemyeşil ormanlarının en derinlerine gömerken, “Burada kal,” dedi.

“Sabah okula gitmeliyim.”

“Siktiğim adamla yatmam diyenlerden misin?” diyerek gözlerini kırpıştırdı.

Gülümseyerek, “Öyle tipler kaldı mı?” diye sordum.

Gözlerinden gece boyu aşina olduğum gölge yeniden geçerken o hızla gülümseyerek benim yarenim olan maskelerden en tanıdığını yüzüne iliştirse de onun da kalbinin yanlış topraklara ekilip de filizlenmeye çalıştığını anladım. Yemyeşil gözlerinin de filizlenen kalbine yardımı olmamış olacak ki yeşil renginin yerini kahverengi almış olmalıydı, kurak topraklarda…

“Olmaz mı? Hatta ben ibne değilim seçeneğimiz de stoklarda mevcut.”

“Yok artık. Kötü çocukla mahalle abisi nerede bu hikayede?” dedim, ayaklarımın ucundaki örtüyü belime kadar çekerken. İtiraf edemesem de muzip tavrı beni de içine çekmiş, gülümsetiyor ve sohbetin devamını sabırsızlıkla beklememe sebep oluyordu.

“Mahalle abisi kötü çocuğu siktikten sonra yatakta bırakıp gitmiş.” Daha sonra sesini kalınlaştırarak, “Bir kerelikti,” diyerek kötü bir taklitle kollarını yana aça aça yürüyerek sahte bir mahalle abisi oluverdi.

Kahkaha atarken kafamı olumsuz anlamda salladım. “Ben ne olduğumu da kim olduğumu da biliyorum. Sabah okula gitmem zor olur diye öyle söyledim.”

Yanıma doğru uzanıp elleriyle kıvır kıvır saçlarını şöyle bir karıştırdı. “Kal o zaman. Sabaha kahvaltı yapalım.”

“Alışkanlıklarım arasında kahvaltı yapmak yok,” dedim. Hüzünlü bir gülümseyiş yüzünde yer edindiğinde kelimeler benden bağımsız ağzımdan fırlayıverdi. “Ama sohbetini sevdim, umarım kahvaltın da sohbetin gibidir.”

Gözleri neşeyle parlarken kafasını hevesle salladı. Bu hareketiyle alnına dökülen saçları yukarı aşağı hareket ederken baş ve işaret parmağımla buklelerini sevip, “Saçların da güzel,” dedim.

“Bana aşık olmuyorsun değil mi?” diye sordu yüzündeki muzip ifadeyle.

“Keşke sana aşık olabilsem, güzel bir ikili olurduk.”

“Ben de isterdim,” diyerek dalgın, kayıp bakışlarını yatağın ucuna çevirdi. “Aşık olacak adamlar boktan uygulamalardan seks partneri aramazlar.”

“Öyle. Şansımıza küselim o zaman, belki bir gün.”

“Belki bir gün. Ama o zamana kadar benimle yatak arkadaşı olabilirsin. Senin gibisini bulmam çok zor. Kimler denk geliyor bir anlatsam.”

“Bana da. Sevdim bu fikri.”

Gerçekten de sevmiştim. Uygulamalarda düzgün insana denk gelmek o kadar zordu ki sadece seks yapmak için bile şahit olduğum manzaralar aklımdan bir bir geçti. Onun gibi biriyle olmak benim de işime gelirdi. En azından aklımı oyalayacağım gecelerde minimum çabaya girer bildiğim biriyle olurdum.

“İyi geceler yatak arkadaşım.”

Kapanan gözlerime eş bilincim de kapanırken sessiz bir, “İyi geceler,” döküldü dudaklarımdan.

Aklıma bir an bile gelmeyen telefonumu da yok saysam yalan var saysam eksik aşık olduğum adamı da unutup yabancı birinin yatağında öylece uyuyakaldım. Yatağım bile Ömer’i düşündüğümden evim olmuşken şu an evimden kilometrelerce uzakta oluşumu düşünmek istemeyerek…

✨✨

Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻

Gidelim Verve 💙

🤞 Kitap bölümlerinden haberdar olun!

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Scroll to Top