Bölüm 20: Müftü Fıstık Kurdu

✨✨

Kubilay: Mehmet.

Kubilay: Sakın Türker’e bir şey çaktırma olur mu?

Mehmet: Neden?

Kubilay: Öğrenirse Ediz’in üzerine gider, tehdit eder bir şey yapar işte.

Kubilay: Sonuçta

Kubilay:

image

Mehmet: Cidden bununla uğraştın mı?

Kubilay: Evet, tuvalette yaptım ama.

Mehmet: Tuvalete telefonla mı giriyorsun sen lan?

Kubilay: Ay sanki sen farklısın.

Kubilay: Spora başladığı gün olur olmadık yerde tencereyle tavuk pilav yiyen tipler gibi.

Kubilay: Ne bu havalar?

Mehmet: Hava ne alaka oğlum?

Mehmet: Ben hayatta tuvalete telefonla girmem.

Mehmet: Hijyenik değil bir kere.

Kubilay: Anladık en temiz sensin.

Kubilay: Bu arada bana oğlum demen gözümden kaçmadı vişne kurdum.

Kubilay: Fantezi kısmına bakış açımı daha önce de söylemiştim.

Mehmet:

image

Mehmet: Bak senin zekâna uygun bir haber yapmışlar.

Kubilay: Mehmet sen çok değiştin 🥺

Mehmet: Neden lan?

Kubilay: Eskiden böyle şakalar yapmazdın.

Mehmet: Kötü mü yani?

Kubilay: Hayır tabii ki vişne kurdum, sonunda on sekizine geri döndün.

Kubilay: Benjamin Button gibi yaşlı doğup sonradan gençleşiyorsun, kurtlarda böyle oluyor demek.

Kubilay: Bir de random atarsan mis gibi olur.

Mehmet: Siktir lan, hayatta yapmam onu.

Mehmet: Neyse, ben bu Türker’in ebesine atlayacağım yarın.

Mehmet: Dün başka bir kızdan bahsetti agaların yanında.

Mehmet: Bayağı da ciddi gibiler yani benim yanımda anlatabildiğine göre.

Kubilay: Neden? Sen Müftü müsün fındık kurdum?

Kubilay: Niye senin yanında anlatamıyorlar böyle şeyleri?

Mehmet: Beni açmaz öyle, takıldıkları insanları dinlemem ben.

Mehmet: Bana ne amına koyayım?

Mehmet: Aferin sikin var ve sevişiyorsun. Ne başarı ama?

Mehmet: Ciddi bir şey olmadığı sürece benim yanımda konuşamazlar.

Mehmet: Yenge muhabbeti olursa başka ama. Başımla beraber.

Kubilay: Polat ve Çakır nezarete girdiklerinde hemen sırtlarını duvara yaslarlar.

Kubilay: Arkadan saldıran olmasın diye.

Mehmet: Ne alaka?

Kubilay: Ne bileyim, öyle bir konuştun ki racon bildiğimi gösteresim geldi.

Kubilay yazıyor…

Mehmet: Kubilay…

(Kubilay çevrim içi)

Mehmet: Sen bana dur diyorsun ama bunun sikini eline vermem lazım benim.

Mehmet: Zor duruyorum.

Kubilay: Mehmet sakın bir şey yapma.

Mehmet yazıyor…

Kubilay: Lütfen 🥺🥺

(Mehmet çevrim içi)

Kubilay: Bu geri zekâlı zaten kitaplardaki mal başroller gibi.

Mehmet: O ne demek?

Kubilay: Hani kitaplarda sevdiği adam aşkını dağa taşa da haykırsa beyinsiz başrol bir türlü anlamaz ya.

Kubilay: Sürekli ‘Acaba bunu yaptı bu yüzden mi?’, ‘Bana acıdığı için kesin ya.’ falan derler.

Kubilay: Ya da kahramanımıza anonim numaradan biri yazar. Yazan kişi kabak gibi ortadadır ama bizim mal yüz bölüm anlamaz, okuyucuya da ellerini yedirir sinirden.

Mehmet: İlk kez duydum.

Kubilay: Kitap okumadığın içindir vişne kurdum.

Mehmet: Yalnız ben kitap okumayı severim.

Kubilay: Ne okudun en son?

Kubilay: Hüseyin Nihal Atsız-Bozkurtlar?

Kubilay: Adolf Hitler-Kavgam?

Kubilay: Alparslan Türkeş-Dokuz Işık?

Kubilay: Bir tane kitap okuyan ülkücü kalamaz gerçi.

Mehmet: Kelimenin anlamını bilmeden herkese faşist damgası yapıştıran sokuk ergenlerden ne farkın kaldı?

Mehmet: Türkiye’nin selameti iç- ‘Faşist bir köpeksin sen, seninle işim olmaz!’

Mehmet: Bir de bunun şey versiyonu var.

Mehmet: Bir sikim bilmeden herkese ‘cahil’ yaftası yapıştıran.

Mehmet: Elinde bir cahil silahı var, amına koyayım herkesi vuruyor ‘sen cahilsin.’ diye.

Kubilay: Ne kadar dolmuşsun vişne kurdum sen? Acilen rahatlaman lazım senin.

Mehmet: Senin üzerinde rahatlamayı planlıyorum ben.

Kubilay: Malzeme odasında beni sıkıştırdığında niyeti bozduğunu anlamıştım 🥺

Mehmet: Ondan bana sarılıp, dakikalarca göğsüme saklandın, değil mi?

Mehmet: Sırtımda ellerinin izi çıkmış. Artık nasıl sıkı sarıldıysan? 😏

Mehmet: Sen de haklısın ama her gün sek erkek denk gelmiyordur sana.

Mehmet: Buldun mu faydalanmak istedin.

Mehmet: Vardır öyle etkilerimiz, alıştık.

Kubilay: 

image


Kubilay: Bu ürkütücü konuşmanın bendeki yansıması tam olarak bu fotoğraf.

Kubilay: Hatırlat da yanında bir şeyler içmeyim.

Kubilay: Araya giderim mazallah.

Mehmet: Benden yana sıkıntın olmasın ciğerim.

Mehmet: Hiç olmadığın kadar güvendesin.

Kubilay: Her neyse.

Kubilay: Şimdi bu mal yanına gelip bir de ciddi ciddi kızdan mı bahsetti?

Mehmet: Evet, hem de yangın alarmı muhabbetinden sonra kantinde otururken.

Mehmet: Komşu kızıymış, çok aşıkmış falan ayağı çekti.

Mehmet: Ona Teletabilerdeki fıstık yeşili elemanın antenini sokmazsam bana da Mehmet demesinler.

Mehmet: Benim agalar da mutlu oldular, haberleri yok tabii bu yavşağın nasıl bir piç olduğundan.

Mehmet: Akıl falan verdiler hep.

Mehmet: İyice kuruldum.

Mehmet: O yüzden dur deme bana.

Kubilay: Durman lazım ama Mehmet.

Kubilay: Ediz zaten o kadar yüksek değil bu mala bu aralar.

Kubilay: Nude falan istemiş.

Kubilay: Allah’ın malı, nude istemek nedir lan?

Mehmet: O ne lan?

Kubilay: Bazen senin seksenli yıllardan günümüze ışınlandığını düşünüyorum vişne kurdum.

Kubilay: Yani böyle açık saçık, seksi donlu fotoğraf.

Mehmet: Hangi mal öyle fotoğraf çekip de birine yollar ki?

Mehmet: Galerimde öyle fotoğraf olsa kendimden utanırım amına koyayım.

Kubilay: Şimdi sana bir nude atıp büyük büyük konuşmalarını yedirmek vardı da.

Kubilay: Neyse.

Mehmet: Saçmalama.

Kubilay: Peki babacığım.

Kubilay: Bak yine babacığım dedim yanlış anlama da beni.

Mehmet: Kimseye öyle fotoğraflar atmadın, değil mi?

Kubilay: Mal mıyım lan ben? İki gün sonra başıma bela olacak hiçbir şey yapmam.

Kubilay: Neyse.

Kubilay: Bu Anayasanın yirminci maddesinden haberi olmayan, hatta anayasayı analara yaslanan ayı sanan arkadaşın kudurduğu için bu aralar benim sevimli canlımı daha da zorlayacak.

Kubilay: Baktı istediği olmuyor onu görmezden gelecek, ghosting evresindeyiz çünkü.

Kubilay: Klişe göt. Ediz de yol verir bu mala.

Kubilay: Ediz’i tehdit ederse de…

Kubilay: İşte o zaman onun olmayan aklına Windows yedi kurup mavi ekran hatası verinceye kadar severim onu.

Mehmet: Ya Ediz akıllanmazsa?

Kubilay: Akıllanır.

Kubilay: O sadece yıllardır beklediği şey oldu diye heyecanlı.

Kubilay: Hep uzaktan izlediği bir şey gerçeğe dönüştü ve o bunu aşk sanıyor.

Kubilay: Ona da kızamam ama korumam lazım.

Kubilay: Çok yakında evde buluşmak isteyecek Türker.

Kubilay: Ediz şimdiden hep tensel istekleri var, beni tanımak istemiyor deyip duruyor.

Kubilay: Ben artık dinlemiyorum, abimi esir aldı demin.

Kubilay: Ama sen sakın o mala çaktırma bir şey.

Kubilay: Kıllanırsa taktik değiştirir.

Mehmet: Sonra döverim ama.

Mehmet: İçimde kalır ciğerim yoksa.

Kubilay: Arkadaşlığınız bozuldu bizim yüzümüzden.

Kubilay: Sen seviyordun onu.

Mehmet: Benim onun gibi pezevenklerle işim olmaz.

Mehmet: Arkadaşlığını götüne soksun.

Kubilay: Eyvallah sağlam adamsın.

Mehmet: Sağ olasın.

Kubilay: Bir şey yapmayacaksın değil mi Mehmet?

Kubilay: Söz ver bana.

Mehmet: Tamam lan tamam, söz.

Kubilay: 💙

Mehmet: Kalp mi?

Kubilay: Evet, teşekkür nişanesi.

Kubilay: Yazma artık, teyzem önemli bir açıklama yapacakmış.

Kubilay: Evde gergin bir hava hakim.

Mehmet: Tamam.

(Kubilay çevrim dışı)

(Mehmet çevrim dışı)

(Mehmet çevrim içi)

Mehmet: Teyzenle ilgili sıkıntı olursa haberim olsun.

(Mehmet çevrim dışı)

✨✨

Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻

Gidelim Verve 💙

🤞 Kitap bölümlerinden haberdar olun!

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
error: Bu içerik kopyalanamaz, telif ile korunmaktadır!
Scroll to Top