✨✨
Mehmet: O sikik mal senden ne istiyordu?
Mehmet: Bir de bana kaş göz yapıyorsun arkasından?
Kubilay: Sen neden bensiz yapamıyorsun vişne kurdum?
Kubilay: Bir gün yazmayınca dünyan kararıyor benim ışığım olmadan, değil mi?
Mehmet: Kubilay laf salatası yapma da cevap ver.
Kubilay: O squat yapmaması gereken, zaten kendisi kocaman bir göt olan malın peşimde dolandığını söylemiştim zaten sana.
Kubilay: Mesajlarına cevap alamıyordu bir süredir.
Kubilay: Malum benim telefonum bir vişne kurdu yüzünden hep meşgul.
Mehmet: Ben olmasam konuşuyordun yani?
Kubilay: Herhâlde lan, neşemi ona köpek çekip yerine getirmek varken neden konuşmayım?
Mehmet: Derdi neymiş?
Kubilay: Yamuk sikine benim gibi bir afet-i devran arıyormuş.
Kubilay: Ben de onu sigaramı yakan centilmen bir salon erkeğine çevirdim.
Kubilay: Siktir olup gitti.
Mehmet: Beyninin sol lobunu akşam simidi gibi çıtır çıtır yerim onun.
Mehmet: Bir de tenhalarda kıstırıyor.
Mehmet: Evveliyatını siktiğimin pezevengi.
Mehmet: Baya da uzun konuştunuz, başka ne dedi?
Kubilay: ‘Öl de öleyim, öldür de öldüreyim, sen iste çaya şeker atmayı bırakayım,’ dedi.
Kubilay: Çayı şekersiz içenler de beyin yıkayan gizli bir örgüt gibi. Cemaat gibi. Zorla mürit kazanmaya çalışıyorlar.
Mehmet: Bütün okula seninle ilgili atıp tutmuş, şimdi neden böyle dönmüş?
Mehmet: Onu yılbaşında kurduğum rakı masama dansöz yaparım.
Mehmet: Tipine de ayrı uyuzum.
Kubilay: Sakin ol vişne kurdum.
Kubilay: Ben alışkınım.
Kubilay: Ev telefonu gibi hiçbir özelliği kalmamış götün teki.
Mehmet: Tam ne yapmıştı bu sana?
Kubilay: Miden kaldırmaz salla.
Mehmet: Neden?
Kubilay: Konu iki ibnenin arasında geçiyor.
Kubilay: Senlik değil.
Mehmet: Ben bu hikâyede tek bir ibne görüyorum ama.
Kubilay yazıyor…
Mehmet: O da seninle ilgili orada burada atıp tutan, sonra tenhada sana yalvaran o puşt.
Mehmet: Kalabalıkta Sedat Peker, tenhada pamuk şeker.
(Kubilay çevrim içi)
Mehmet: Anlat.
Kubilay: Ben okula başladığımda buna âşık oldum, ilk görüşte.
Mehmet yazıyor…
Kubilay: Âşık olduğumu sanmışım ama.
(Mehmet çevrim içi)
Kubilay: Aynı sınıftaydık hazırlıkta.
Kubilay: Baya ilgiliydi bana karşı, kibardı falan.
Kubilay: Öyle arkadaş olduk, sonra sınıflar ayrıldı.
Kubilay: Biz kopmadık ama mesajlaşmaya başladık sabaha kadar.
Kubilay: Yazları buluşuyoruz, görüşüyoruz.
Kubilay: Ben ne olduğumu hiç saklamadım, herkes biliyordu.
Kubilay: Bu durum hakkında da çok mantıklı konuşuyordu, ‘İnsan yönelimi yüzünden dışlanır mı, nasıl bir mantık?’ şekli falan çekiyor bana.
Kubilay: Beni çok da dışlayan yoktu. Sadece belli bir kesim mallık yapıyordu, hepsinin de ebesine atladım zaten.
Kubilay: Sonra konuşmaları değişti bana karşı.
Kubilay: Ben tabii saf salak onun da bana âşık olduğunu sandım.
Kubilay: Türker’i gözünün önüne getir, aynısı ya bu kadar benzerlik olamaz.
Kubilay: Baya götüm bulutların üzerinde benim.
Kubilay: Ediz’e diyorum, ‘Kesin ilk ve son aşkım o.’
Kubilay: Geçen sene işte daha farklı yaklaşmaya başladı bana.
Kubilay: Dokunuyordu, öpüyordu.
Mehmet yazıyor…
(Mehmet çevrim içi)
Kubilay: Sonra baya romantik bir jestle ‘Sevgilim ol.’ dedi, ben delirdim mutluluktan.
Kubilay: ‘Ama okulda kimse duymasın, ailem çok karşı. Babam beni öldürür,’ dedi.
Kubilay: Aşkımızı gizli yaşayalım, daha heyecanlı böyle. İşte üniversite kazanınca o ortam daha rahat. Birlikte şehir dışı yazarız gideriz muhabbetleri. Biliyorsun işte klasik orospu çocukluğu.
Kubilay: Ben de bunun yanına kızlar gelip gidiyor hepsi normal arkadaşı sanıyorum, okulda görüşmüyorum ki ailesinin kulağına gitmesin.
Kubilay: Okulda ‘Çok özledim seni.’ diye soyunma odasına çekmeler falan, tanıdık gelmiştir.
Mehmet: Evet.
Kubilay: Sonra evine de gidip gelmeye, onda da kalmaya başladım.
Kubilay: Önceleri dokunmak, sarılıp öpmek hariç başka bir şey yapmıyordu.
Kubilay: Ben de öyle olunca güvendim tabii, kim sevdiği adama güvenmez ki?
Kubilay: Biraz zaman geçince çok ısrar etmeye başladı ‘Birlikte olalım,’ diye.
Kubilay: Başta reddetsem de sevdiğim adam ben de bir olmak isterim tabii.
Kubilay: Beraber olduktan sonra ertesi gün okula gittiğimde millet benim nasıl bir ibne olduğumu ve herkese nasıl da kolayca verdiğimi konuşuyordu 😅
Kubilay: Arkadaşlarına anlatmış, onlar da arkadaşlarına falan derken kulaktan kulağa yayılmış.
Kubilay: Ama tabii her anlatan kendinden bir şey kattığı için ben birden okulun tescilli orospusu oldum.
Kubilay: Orospunun küfür bile olmadığını anlatamayacağım insanlarla tartışmaya girmedim tabii, herkes ne düşünmek istiyorsa onu düşündü.
Kubilay: Sonra olmayan konular patladı, adını bile duymadığım insanlar bana arka bahçede, spor salonunda ‘bastığını’ anlattı, öyle böyle derken ben yollu oldum.
Kubilay: Ama tabii ki Erdem durmadı.
Kubilay: Elinde fotoğraflarımın olduğunu söyleyip beni tehdit etmeye başladı.
Kubilay: Aynı mahallede oturuyorduk, sürekli beni bir şekilde sıkıştırıyordu.
Kubilay: Ben de artık dayanamadım ve teyzemle abime anlattım.
Kubilay: Abim ailesine söyleyip bu işi bitirmek istedi. Çünkü ikimiz de reşit olmadığımız için mahkemeye falan verirsek uzlaşmamızı isteyeceklerdi. En iyi çözüm ailesine haber vermek gibi düşündü.
Kubilay: Ben izin vermedim. Gerçekten ailesi çok katıydı, az çok tanıyordum. Ne bileyim lan işte yapamadım.
Kubilay: Biz de buraya taşındık işte, en azından biraz uzak olursak unutur diye düşündük.
Kubilay: Tabii daha bir sürü detay var da elim ağrıdı amına koyayım yazarken.
Mehmet: Yüz yüze anlatırsın onları da yazma daha fazla.
Mehmet: Ama hâlâ rahatsız ediyor?
Mehmet: Erdem sadece adıymış.
Mehmet: Ben onun da ebesine zıplarım ama erdemsiz erdem.
Kubilay: Salla lan. Zaten şimdi uzaktan bakıp yalanıp duruyor.
Kubilay: Karma işte, âşık oldu bana.
Kubilay: Bunu sana söylediğim gibi itliğine söylemiyorum bu arada.
Kubilay: Harbiden âşık.
Kubilay: Bana bakarken göz bebeklerinin içi titriyor, ağlayacaktı bugün.
Kubilay: Yalvarıp duruyor yeniden benimle olabilmek için.
Kubilay: Bu örneğimizde de cesaretsiz bir malın nasıl hem kendisini hem de beni yaktığını gördük.
Kubilay: Kıssadan hisse: Siz Erdem gibi mal olmayın hsdklsksjdl
Mehmet: Bunun cesaretle alakası yok Kubilay.
Mehmet: Piçlikle alakası var.
Mehmet: Kendisine güvenmiyorsa sana hiç yaklaşmayacaktı.
Mehmet: Bir kez yaklaştıysa da elinden tutmayı bilecekti.
Kubilay: O dediğin öyle kolay olmuyor ama Mehmet.
Kubilay: Hemcinsine aşık olduğunu kabullenmek bazıları için o kadar onur kırıcı ki, tecavüzcü olmayı tercih ederler.
Kubilay: O kadar.
Kubilay: Bu ilk mi sanıyorsun?
Kubilay: Kaç tane arkadaşım aynısını yaşadı.
Kubilay: Yaşattı.
Kubilay: Herkesin ailesi Ediz’in ya da benimki gibi değil.
Kubilay: Sen kendinden pay biç.
Kubilay: Olmaz olmaz ya sen bir erkeğe aşık oldun diyelim.
Mehmet yazıyor…
Kubilay: Büyük ve ulu kurt baban öğrenmiş.
(Mehmet çevrim içi)
Kubilay: Ne yapar sana? Gel oğlum diyerek bağrına mı basar yoksa?
Kubilay: Erdem’in yaptığı şerefsizliğin en büyüğüydü ama ailesinden korkmasına hak veriyorum.
Kubilay: İnsan canı tatlıdır, sevda falan dinlemez.
Mehmet: Senin dediğin gibi bir şey oldu ve ben bir erkeğe âşık oldum.
Mehmet: Babam da duramaz karşımda, annem de.
Mehmet: Sevda benim sevdam, sevgili benim sevgilim.
Mehmet: Ailem için bu hayatı yaşamaya gelmedim amına koyayım ben dünyaya.
Mehmet: Herkes evinin önüne süpürecek Kubilay.
Mehmet: Şahsiyet meselesi demiştin ya sen, aynen öyle.
Mehmet: Erdem başka, Mehmet bambaşka.
Mehmet: Ben sevdiysem eğer babam da durmasını bilecek, evladıyım diye onun olamadığı şeyleri olamam, yapamadığı şeyleri ben yapamam, değil mi?
Mehmet: Evlat olunca böyle bir misyonla doğmuyorum amına koyayım ben.
Kubilay: Salla vişne kurdum.
Kubilay: Zaten sen ‘ibne’ değilsin, düzsün. Bayağı bir düzsün hatta.
Kubilay: Bunu konuşmalarımızın başında da bana pek çok kez hatırlatmıştın.
Kubilay: Farazi konuşmak doğru olmaz.
Mehmet: Aynen.
(Kubilay çevrim dışı)
Mehmet yazıyor…
(Mehmet çevrim dışı)
✨✨
Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻
Gidelim Verve 💙