Bölüm 33: Dedikoduyu Seven Vişne Kurdu

✨✨

Kubilay: Mehmet beni gerçekten sinirlendiriyorsun.

Mehmet: Adam seni köşelerde sıkıştırıyor Kubilay.

Mehmet: Ne yapmamı bekliyorsun benden?

Mehmet: Hiçbir şey yapmadan yanınızdan geçip gitmemi mi?

Kubilay: Evet.

Kubilay: Mesele benim meselem.

Kubilay: Ayrıca gerçekten bir şey yapmıyor bana.

Mehmet: Zaten yapacağını yapmış amına koyayım.

Mehmet: Bundan sonrası tüy dikmek olur.

Kubilay: Karışma sen bu işe.

Kubilay: Gerçekten götümde dolanmak hariç bir bok yapmıyor.

Mehmet: Barışacak mısın onunla?

Kubilay: Benim salak olmadığıma ben seni neden ikna edemiyorum Mehmet?

Kubilay: Bu adam sosyal ortamlarda herkesin en ufak sike ‘zorbalık’ dediği gibi bir şey yapmadı bana.

Kubilay: Gerçekten hayatımın içine sıçtı.

Kubilay: Ben güçsüz, aciz ve aileden yana şanssız biri olsaydım.

Kubilay: Her şey çok farklı olurdu benim için.

Kubilay: Şanslıyım biriyle birlikte olduğum için hayatı bana zindan eden bir ailem yok.

Kubilay: Ne yaparsam yapayım arkamda kapı gibi duran birileri var.

Kubilay: Ama olmasaydı?

Kubilay: Tahmin edebiliyor musun olacakları?

Kubilay: Sikik kitaplardaki gibi değil hayat.

Kubilay: Ben de o kitaplardaki süzme salak heriflerden değilim.

Kubilay: Benim ağzıma sıçan, onun yüzünden yarak kafalı tiplerle muhatap olmak zorunda kaldığım biriyle yeniden olursam bu benim şahsiyetsiz duruşum olur.

Kubilay: Aşk bu, bana yaptıklarını iki götümde dolandın da affetim diyecek kadar basit bir şey değil yaşadıklarım.

Kubilay: Sen sanıyor musun ki Aybars Hoca’ya olanları bir bir anlatmadım ben?

Mehmet: Anlattın mı?

Kubilay: Anlattım tabii.

Kubilay: Okul benim orospu olduğumla çalkalanırken nasıl olur da hocalar duymaz bunu?

Kubilay: Mümkün mü? Teksas mı amına koyayım burası?

Kubilay: Kadıköy’ün göbeği.

Kubilay: Duyduğu an beni yanına çağırdı müdür.

Kubilay: Ailemin haberinin olup olmadığını, zorda kalıp kalmadığımı, her şeyi sordu.

Kubilay: Sadece uzaktan ne kadar umursamaz da görünsem.

Kubilay: O beyinsizin eğitim hayatının bitmesini istemedim.

Kubilay: Yapamadım amına koyayım.

Kubilay: Ha bak burada salaklık var bende.

Kubilay: Hastalığım da şu galiba.

Kubilay: 

image

Mehmet: Güldürme, ciddi dur iki dakika amına koyayım.

Kubilay: Olmaz, yapıma ters.

Kubilay: Kısacası o beyinsiz sansar yeniden bana zarar verirse okul hayatı biter.

Kubilay: Bundan o da haberdar.

Kubilay: Müdür sağlam ayar çekti.

Kubilay: Bilirsin sinirlendiğinde acayip çirkef oluyor Aybars Hoca.

Mehmet: Evet, ben bile korkuyorum.

Kubilay: Lan sen sanki Kuzey’in kralısın da. Ne bu havalar?

Kubilay: Neyse.

Kubilay: Yani peşimde dolanması, bana yalvarması hariç bana bir sikim yapamaz Erdem artık.

Kubilay: Sen de o bakışlarını onun üzerinden çek.

Kubilay: Korunmaya muhtaç bir kedi yavrusu değilim ben.

Mehmet: Öyle olduğunu düşünmüyorum zaten Kubilay.

Mehmet: Sadece kafamı ne zaman çevirsem bir köşede seni yakalayıp kıstırmış oluyor.

Mehmet: O kim amına koyayım?

Mehmet: Ayrıca ne değişti de eskiden ‘ibne’ dediği adamın peşinde korkmadan dolanıyor?

Mehmet: Ailesi öğrenirse çok kötü olurdu hani?

Kubilay: Sana daha önce de söylemiştim.

Kubilay: Bana âşık oldu.

Kubilay: Hayatın kuralı bu yeğen, kimse yaşattığını yaşamadan ölmez.

Kubilay: Onun gözü kör şimdi, güzelliğimle büyüledim onu.

Kubilay: Bak şu amcanın tutamaçlara tutunduğu gibi bana tutundu.

Kubilay: 

image

Mehmet: Tutamaç ne lan?

Kubilay: 

image

Kubilay: Oldu mu?

Mehmet: Tutamaçların hepsi Erdem’in götüne girsin amına koyayım.

Mehmet: Puşt pezevenk.

Mehmet: Deli etti beni dikine solucan.

Kubilay: Bugün çok yaratıcı küfürler ve hakaretler var sohbetimizde vişne kurdum.

Kubilay: Sakinleşsek mi artık?

Mehmet: Sakinleşmem için buradan ona kılıcı verevleyip kırmızı sekiz yapmam lazım onu.

Kubilay: HSLKKDJHDLDJKSŞKSDJLSK

Kubilay: Sen dikine solucan deyince de aklıma solucan sikli gelmişti zaten.

Kubilay: Muazzam bir sahneydi.

Mehmet: Ben de çok gülmüştüm vallaha.

Mehmet: Neyse seni rahatsız etmesin de o mal.

Kubilay: O beni rahatsız edemez, çapı yetmez onun.

Kubilay: Sana acayip bir dedikodu verecektim unuttum, siktir et Erdem’i şimdi.

Mehmet: N’olmuş?

Kubilay: Dedikodu seven bir vişne kurdu oldun sen 🥺

Kubilay: Bu benim abim var ya.

Mehmet: Evet.

Kubilay: Gizli gizli birileriyle mesajlaşıyor.

Mehmet: Lan ne var bunda? Kocaman adam. Tipi de fena değil.

Mehmet: Vardır onun da illa konuştuğu, görüştüğü.

Kubilay: Fena değil mi? ૮ ˙Ⱉ˙ ა

Kubilay: Sen benim abim kadar yakışıklı herif gördün mü hayatında lan?

Kubilay: Adam yürüdüğünde, bak sadece yürüdüğünde onu görenler Friends’teki Phoebe gibi ‘My eyes my eyes,’ diyerek bağırıyor.

Kubilay: Hem de ilkokuldan beri öğrenemedikleri İngilizceyi falan söküyorlar bir anda.

Mehmet: Ben daha yakışıklıyım.

Mehmet: Ben yürüdüğümde de yer gök inler aslan.

Mehmet: Ama abindir, saygımız sonsuz.

Kubilay: Seninle bu konuyu tartışmayacağım bile.

Kubilay: Dedikoduyu sana anlatmam lazım.

Kubilay: Bu var ya Ediz’le fingirdiyor ben sana söyleyim.

Mehmet: NE?

Kubilay: Valla bak.

Kubilay: Sevimli canlı yine sevimliliğiyle birilerinin canını yakıyor.

Kubilay: Morallerim aşırı acayip düzgün.

Kubilay: İkisi olursa Ediz’e yapacağım görümcelik için şimdiden çok heyecanlıyım.

Kubilay: Bizim orada töredir, bize gelen damat bir kaşığa kırk tane sığacak şekilde mantı açmalıdır diyeceğim.

Kubilay: Nasıl?

Mehmet: Kıyabileceğini düşünmüyorum Ediz’e.

Kubilay: Beni iyi tanımışsın vişne kurdum.

Kubilay: Yirmi tane yapalım biz onu o zaman.

Kubilay: Yazık.

Mehmet: Ya senin sevgiline de abin eziyet ederse?

Mehmet: O zaman ne yapacaksın?

Kubilay: Sık sık da belirttiğim gibi benim sevgili bulma ihtimalim uzayda yok vişne kurdum.

Kubilay: Abim düşünsün.

Mehmet: Baya büyük konuştun, yeme de.

Kubilay: Tövbe tövbe.

Kubilay: Yeme falan ne ayıp şeyler bunlar?

Kubilay: İyice kudurdun sen fındık kurdum.

Mehmet: Bilmem ki.

Mehmet: Belki çok yakında senin de sevgilin olur.

Mehmet: Olmaz diyenden korkacaksın.

Mehmet: Sinsi olur bu tipler, aynı senin gibi.

Mehmet: Sevimli sevimli davranıp da birini âşık etmişsindir kendine belki.

Kubilay: Sevimli olmak ve ben?

Kubilay: Ben ve sevimli olmak?

Kubilay: Bu dediğine güldüm valla vişne kurdum.

Kubilay: Neyse şimdi Ediz’i abime karşı doldurmam lazım.

Kubilay: Sevimli canlının dünyadan haberi yok.

Kubilay: Alttan alta vereceğim coşkuyu.

Kubilay: Oyalama beni.

Mehmet: Tamam.

Kubilay: Hadi akşama görüşürüz fıstık kurdum.

Mehmet: Yazma bana demek yok mu?

Kubilay: Yoo, akşama yazarsın işte.

Kubilay: ૮ • ﻌ – ა

Mehmet: Dikkat et.

✨✨

Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻

Gidelim Verve 💙

🤞 Kitap bölümlerinden haberdar olun!

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
error: Bu içerik kopyalanamaz, telif ile korunmaktadır!
Scroll to Top