✨✨
Kubilay: Mehmet beni gerçekten sinirlendiriyorsun.
Mehmet: Adam seni köşelerde sıkıştırıyor Kubilay.
Mehmet: Ne yapmamı bekliyorsun benden?
Mehmet: Hiçbir şey yapmadan yanınızdan geçip gitmemi mi?
Kubilay: Evet.
Kubilay: Mesele benim meselem.
Kubilay: Ayrıca gerçekten bir şey yapmıyor bana.
Mehmet: Zaten yapacağını yapmış amına koyayım.
Mehmet: Bundan sonrası tüy dikmek olur.
Kubilay: Karışma sen bu işe.
Kubilay: Gerçekten götümde dolanmak hariç bir bok yapmıyor.
Mehmet: Barışacak mısın onunla?
Kubilay: Benim salak olmadığıma ben seni neden ikna edemiyorum Mehmet?
Kubilay: Bu adam sosyal ortamlarda herkesin en ufak sike ‘zorbalık’ dediği gibi bir şey yapmadı bana.
Kubilay: Gerçekten hayatımın içine sıçtı.
Kubilay: Ben güçsüz, aciz ve aileden yana şanssız biri olsaydım.
Kubilay: Her şey çok farklı olurdu benim için.
Kubilay: Şanslıyım biriyle birlikte olduğum için hayatı bana zindan eden bir ailem yok.
Kubilay: Ne yaparsam yapayım arkamda kapı gibi duran birileri var.
Kubilay: Ama olmasaydı?
Kubilay: Tahmin edebiliyor musun olacakları?
Kubilay: Sikik kitaplardaki gibi değil hayat.
Kubilay: Ben de o kitaplardaki süzme salak heriflerden değilim.
Kubilay: Benim ağzıma sıçan, onun yüzünden yarak kafalı tiplerle muhatap olmak zorunda kaldığım biriyle yeniden olursam bu benim şahsiyetsiz duruşum olur.
Kubilay: Aşk bu, bana yaptıklarını iki götümde dolandın da affetim diyecek kadar basit bir şey değil yaşadıklarım.
Kubilay: Sen sanıyor musun ki Aybars Hoca’ya olanları bir bir anlatmadım ben?
Mehmet: Anlattın mı?
Kubilay: Anlattım tabii.
Kubilay: Okul benim orospu olduğumla çalkalanırken nasıl olur da hocalar duymaz bunu?
Kubilay: Mümkün mü? Teksas mı amına koyayım burası?
Kubilay: Kadıköy’ün göbeği.
Kubilay: Duyduğu an beni yanına çağırdı müdür.
Kubilay: Ailemin haberinin olup olmadığını, zorda kalıp kalmadığımı, her şeyi sordu.
Kubilay: Sadece uzaktan ne kadar umursamaz da görünsem.
Kubilay: O beyinsizin eğitim hayatının bitmesini istemedim.
Kubilay: Yapamadım amına koyayım.
Kubilay: Ha bak burada salaklık var bende.
Kubilay: Hastalığım da şu galiba.
Kubilay:

Mehmet: Güldürme, ciddi dur iki dakika amına koyayım.
Kubilay: Olmaz, yapıma ters.
Kubilay: Kısacası o beyinsiz sansar yeniden bana zarar verirse okul hayatı biter.
Kubilay: Bundan o da haberdar.
Kubilay: Müdür sağlam ayar çekti.
Kubilay: Bilirsin sinirlendiğinde acayip çirkef oluyor Aybars Hoca.
Mehmet: Evet, ben bile korkuyorum.
Kubilay: Lan sen sanki Kuzey’in kralısın da. Ne bu havalar?
Kubilay: Neyse.
Kubilay: Yani peşimde dolanması, bana yalvarması hariç bana bir sikim yapamaz Erdem artık.
Kubilay: Sen de o bakışlarını onun üzerinden çek.
Kubilay: Korunmaya muhtaç bir kedi yavrusu değilim ben.
Mehmet: Öyle olduğunu düşünmüyorum zaten Kubilay.
Mehmet: Sadece kafamı ne zaman çevirsem bir köşede seni yakalayıp kıstırmış oluyor.
Mehmet: O kim amına koyayım?
Mehmet: Ayrıca ne değişti de eskiden ‘ibne’ dediği adamın peşinde korkmadan dolanıyor?
Mehmet: Ailesi öğrenirse çok kötü olurdu hani?
Kubilay: Sana daha önce de söylemiştim.
Kubilay: Bana âşık oldu.
Kubilay: Hayatın kuralı bu yeğen, kimse yaşattığını yaşamadan ölmez.
Kubilay: Onun gözü kör şimdi, güzelliğimle büyüledim onu.
Kubilay: Bak şu amcanın tutamaçlara tutunduğu gibi bana tutundu.
Kubilay:

Mehmet: Tutamaç ne lan?
Kubilay:

Kubilay: Oldu mu?
Mehmet: Tutamaçların hepsi Erdem’in götüne girsin amına koyayım.
Mehmet: Puşt pezevenk.
Mehmet: Deli etti beni dikine solucan.
Kubilay: Bugün çok yaratıcı küfürler ve hakaretler var sohbetimizde vişne kurdum.
Kubilay: Sakinleşsek mi artık?
Mehmet: Sakinleşmem için buradan ona kılıcı verevleyip kırmızı sekiz yapmam lazım onu.
Kubilay: HSLKKDJHDLDJKSŞKSDJLSK
Kubilay: Sen dikine solucan deyince de aklıma solucan sikli gelmişti zaten.
Kubilay: Muazzam bir sahneydi.
Mehmet: Ben de çok gülmüştüm vallaha.
Mehmet: Neyse seni rahatsız etmesin de o mal.
Kubilay: O beni rahatsız edemez, çapı yetmez onun.
Kubilay: Sana acayip bir dedikodu verecektim unuttum, siktir et Erdem’i şimdi.
Mehmet: N’olmuş?
Kubilay: Dedikodu seven bir vişne kurdu oldun sen 🥺
Kubilay: Bu benim abim var ya.
Mehmet: Evet.
Kubilay: Gizli gizli birileriyle mesajlaşıyor.
Mehmet: Lan ne var bunda? Kocaman adam. Tipi de fena değil.
Mehmet: Vardır onun da illa konuştuğu, görüştüğü.
Kubilay: Fena değil mi? ૮ ˙Ⱉ˙ ა
Kubilay: Sen benim abim kadar yakışıklı herif gördün mü hayatında lan?
Kubilay: Adam yürüdüğünde, bak sadece yürüdüğünde onu görenler Friends’teki Phoebe gibi ‘My eyes my eyes,’ diyerek bağırıyor.
Kubilay: Hem de ilkokuldan beri öğrenemedikleri İngilizceyi falan söküyorlar bir anda.
Mehmet: Ben daha yakışıklıyım.
Mehmet: Ben yürüdüğümde de yer gök inler aslan.
Mehmet: Ama abindir, saygımız sonsuz.
Kubilay: Seninle bu konuyu tartışmayacağım bile.
Kubilay: Dedikoduyu sana anlatmam lazım.
Kubilay: Bu var ya Ediz’le fingirdiyor ben sana söyleyim.
Mehmet: NE?
Kubilay: Valla bak.
Kubilay: Sevimli canlı yine sevimliliğiyle birilerinin canını yakıyor.
Kubilay: Morallerim aşırı acayip düzgün.
Kubilay: İkisi olursa Ediz’e yapacağım görümcelik için şimdiden çok heyecanlıyım.
Kubilay: Bizim orada töredir, bize gelen damat bir kaşığa kırk tane sığacak şekilde mantı açmalıdır diyeceğim.
Kubilay: Nasıl?
Mehmet: Kıyabileceğini düşünmüyorum Ediz’e.
Kubilay: Beni iyi tanımışsın vişne kurdum.
Kubilay: Yirmi tane yapalım biz onu o zaman.
Kubilay: Yazık.
Mehmet: Ya senin sevgiline de abin eziyet ederse?
Mehmet: O zaman ne yapacaksın?
Kubilay: Sık sık da belirttiğim gibi benim sevgili bulma ihtimalim uzayda yok vişne kurdum.
Kubilay: Abim düşünsün.
Mehmet: Baya büyük konuştun, yeme de.
Kubilay: Tövbe tövbe.
Kubilay: Yeme falan ne ayıp şeyler bunlar?
Kubilay: İyice kudurdun sen fındık kurdum.
Mehmet: Bilmem ki.
Mehmet: Belki çok yakında senin de sevgilin olur.
Mehmet: Olmaz diyenden korkacaksın.
Mehmet: Sinsi olur bu tipler, aynı senin gibi.
Mehmet: Sevimli sevimli davranıp da birini âşık etmişsindir kendine belki.
Kubilay: Sevimli olmak ve ben?
Kubilay: Ben ve sevimli olmak?
Kubilay: Bu dediğine güldüm valla vişne kurdum.
Kubilay: Neyse şimdi Ediz’i abime karşı doldurmam lazım.
Kubilay: Sevimli canlının dünyadan haberi yok.
Kubilay: Alttan alta vereceğim coşkuyu.
Kubilay: Oyalama beni.
Mehmet: Tamam.
Kubilay: Hadi akşama görüşürüz fıstık kurdum.
Mehmet: Yazma bana demek yok mu?
Kubilay: Yoo, akşama yazarsın işte.
Kubilay: ૮ • ﻌ – ა
Mehmet: Dikkat et.
✨✨
Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻
Gidelim Verve 💙