Bölüm 29: Lahmacuncuyu Uygun Flört Ortamı Zanneden Kurt

✨✨

Mehmet: Deneme.

Mehmet: Engelimi açmışsın.

Kubilay: :D?

Kubilay: Kitapçıda zorla açtırdın ya.

Kubilay: Bir ara açmazsam uluyacaksın sandım.

Kubilay: Ortalık yerde uluma huyunu acilen bırakman lazım.

Kubilay: Kamu spotudur, dikkate al.

Mehmet: Sana güven olmaz.

Mehmet: Arkamı dönerim yeniden engellersin gibi düşündüm.

Kubilay: Duş alırken inşallah götün başın soğuk fayanslara değer.

Mehmet: Lan.

Mehmet: Bu ne biçim beddua?

Mehmet: Hem sen beni affetmemiş miydin?

Mehmet: Ne bu sinir?

Kubilay: İçimde zaman zaman sana kabaran bir şeyler var.

Kubilay: Bir an öfkeleniyorum.

Kubilay: Sonra Ati’min konserine gideceğimiz aklıma geliyor.

Kubilay: Kendi kendime yeniden duruluyorum.

Kubilay: Zaten keyfim acayip yerinde.

Kubilay: Bu aralar ne istersem oluyor.

Kubilay: Erenlere karıştığımı hissediyorum 😌

Kubilay: Ak sakallı Kubi.

Kubilay: Sayısal falan oynayacaksan rüyana girebilirim her an rakamları vermeye.

Mehmet: Neden?

Mehmet: Başka ne oldu ki?

Kubilay: Sevimli canlım Türker adlı çomarın götüne tekmeyi vurmuş.

Kubilay: Bu da kapının dışına atılmış viyk viyk viyk diyen bir it gibi sürünüyormuş.

Kubilay: Moraller o biçim.

Mehmet: Dövebilirim o zaman artık.

Mehmet: Beni tutan bir şey kalmadı.

Kubilay: Şiddet çözüm değildir somak burunlu.

Kubilay: Sen ona vurursan o boşalır.

Kubilay: Öyle bir sapık kendisi.

Kubilay: BDSM’yi surata tokat zanneden bir mal olduğu aşikâr.

Mehmet: Somak burunludan vazgeçmedin yani?

Mehmet: Vişne, fındık, fıstık yok mu?

Kubilay: Bir müddet deneme süresindesin.

Kubilay: Aşkçem de demiyorum dikkat edersen.

Mehmet: Onu demediğine memnun olurum.

Mehmet: Neyse. Türker Ediz’e bir şey yapmaya kalkarsa haberim olsun.

Mehmet: Bir daha yavru kurdu üzerse onun olmayan beyninin hücre çeperlerini sikerim.

Kubilay: 

image

Mehmet: Kime?

Kubilay: Sana.

Kubilay: Birden sen küfür edince yükseldim ben vişne kurdum pardon.

Mehmet: 🙂

Kubilay: Bu ‘creepy’ emojini neye borçluyuz?

Kubilay: Hiiiiii!

Kubilay: Geri aldım göremezsin.

Mehmet: Zihnimden geri alamazsın.

Mehmet: Gördüm artık, bunun ne demek olduğunu biliyorsun, değil mi?

Kubilay: Ne demekmiş?

Mehmet: Vişne kurdunun kilidi yeniden açıldı.

Mehmet: Bundan sonra vişne kurdum demek zorundasın bana.

Mehmet: Diğerlerini de hallederiz.

Mehmet: Ha bir de şu sevimli zımbırtıları da atmaya devam et.

Kubilay: Hangilerini?

Mehmet: Sevimli suratlar yapıyordun ya, onları.

Kubilay: Şu an tam olarak şöyleyim.

Kubilay: 

image

Mehmet: Neden?

Kubilay: Kendi hür iradenle eskiden sinir olduğun kelimeleri kullanmamı istiyorsun benden.

Kubilay: Kendimi Mekkeli müşriklere karşı tepede kalan son okçu gibi hissediyorum.

Kubilay: Bu günleri de gördüm ya.

Kubilay: Bu ara hayat çok güzel.

Mehmet: Boşun bitti mi?

Kubilay: Benimle konuşmak için kapımda yatmamış gibi 💅🏻

Mehmet: Ne diyecektim sana.

Mehmet: Yarın konser çıkışı.

Mehmet yazıyor…

(Mehmet çevrim içi)

Mehmet yazıyor…

Kubilay: Hadi inşallah yazmayı öğreneceksin bu sene içerisinde.

Kubilay: Bak Mehmet bu kurt.

Kubilay: Tut kurdu tut.

Mehmet: Konser çıkışı lahmacun yiyelim mi diyecektim?

Kubilay: Yiyelim de neden bunu sormak için ıkındın?

Mehmet: Belki eve erken dönmek istersin falan diye düşündüm.

Kubilay: Yoo, ayrıca lahmacun severim.

Kubilay: Sarmısaklı ama değil mi?

Mehmet: Sarımsak*

Kubilay: ૮₍ ˃ ⤙ ˂ ₎ა Her neyse işte.

Kubilay: Ben sayısalcı adamım.

Mehmet: Ben de kaportacı değilim herhâlde.

Kubilay: Neyse Antep işi mi lahmaçlar?

Kubilay: Değilse yiyemem ben.

Mehmet: Meşhur bir yer. Kadıköy’de zaten, gideceğimiz mekâna yakın.

Kubilay: Lan Borsam’a mı götüreceksin beni?

Kubilay: Orada 2 lahmaç 10 kağıt, pinti.

Mehmet: 10 liraya simit bulursan çağır beni birlikte yiyelim.

Mehmet: Nerede yaşıyorsun sen?

Kubilay: Doğru.

Kubilay: Sen mi ısmarlayacaksın?

Mehmet: Evet, ben davet ediyorum seni.

Kubilay: Lan moraller aşırı düzgün 🧿

Kubilay: Hayırdır neler oluyor hayatımda?

Kubilay: Acayip derecede beleş sardı dört bir yanımı.

Kubilay: Bilirsin beleşe bayılırım ben.

Mehmet: Biliyorum.

Kubilay: O zaman ne giysem acaba? Ati’me güzel görünmem lazım malum.

Kubilay: Kiminle mesajlaştığını görecek yarın.

Kubilay: Çok güzel olmam gerek.

Mehmet yazıyor…

Kubilay: Dur düzeltme beni haklısın.

Kubilay: Zaten aşırı güzelim de bir tık fazlası olmalı 💅🏻

Mehmet: Kot tişört giy çık işte Kubilay.

Mehmet: Elin adamına güzel görünüp ne yapacaksın?

Mehmet: Delirtme beni de.

Kubilay: Olmaz ilk kez Ati konserine gideceğim, güzel giyinmeliyim Mehmet.

Mehmet: Lan zaten normal hâlinle güzelsin.

Mehmet: Abartmadan gel, benim de ayarlarımla oynama.

Kubilay: Kaçıncı yüzyılda yaşıyorsun sen?

Mehmet: Bazı konularda M.Ö. 4

Mehmet: Problemin mi var?

Kubilay: Benim yok ama ileride sevgilinin olacak bence.

Mehmet: Ne alaka?

Kubilay: Bir kızı al lahmacuncuya götür bir de kıyafetine karış.

Kubilay: Bak bakalım ablalar seni stilettolarıyla nasıl kovalıyor?

Kubilay: En ön sıradan izlemek istediğim bir görüntü bu.

Mehmet: Lahmacuncunun nesi var ki?

Kubilay: Ciddi misin sen?

Mehmet: Evet.

Mehmet: Uygun bir flört ortamı gibi geldi bana.

Kubilay: Mehmet sorması ayıp ama soracağım müsaadenle.

Kubilay: Senin hiç flörtün falan oldu mu?

Kubilay: Dikkat edersen sevgili demiyorum.

Mehmet: Ana sınıfında bir kızla el ele tutuşmuştum.

Mehmet: Sayılıyor mu?

Kubilay: Sayılmıyor tabii ki vişne kurdum.

Kubilay: Bir gün flörtün olduğunda beni bul.

Kubilay: Bu odunlukla başlamadan biter ilişkin mazallah.

Mehmet: Lahmacuncuya götürdüm diye benimle bir yola çıkmayacaksa yol ona girsin zaten.

Mehmet: Lahmacundan daha güzel üç yemek falan var.

Kubilay: Bence de öyle ama hanım kızlardan bazıları bu şekilde düşünmeyebilir.

Mehmet: Valla benim çok kız arkadaşım var.

Mehmet: Hepsi de dirseklerinden limon suyu aka aka yiyorlar lahmacunu.

Kubilay: Kankan hepsi de ondan.

Kubilay: İnsan beğendiği kişinin yanında lahmacun yiyemez.

Kubilay: Dişinde maydanoz kalır, soğan kokar, bir şey olur.

Kubilay: Çok riskli.

Mehmet: Ben ilgilenmem öyle şeylerle.

Mehmet: Ben zaten bir yola çıkacaksam bir kere alırım insanı hayatıma.

Mehmet: Onun da dişinde maydanoz kaldıysa ne olmuş?

Kubilay: Ben yiyemem valla beğendiğim kişinin karşısında öyle.

Kubilay: Kibarlıktan kırılıyorum.

Kubilay: Zannedersin 8. Henry’nin orgy masasındayım.

Mehmet: O ne?

Kubilay: Mehmet seni çabuk kandırırlar koçum.

Kubilay: Şeker diye sana bir şeyler verirlerse bana gel, tamam mı?

Kubilay: Neyse kıyafet seçeceğim ben, yazma bana.

(Kubilay çevrim dışı)

Mehmet: Tamam güze-/

Mehmet: Tamam.

(Mehmet çevrim dışı)

(Mehmet çevrim içi)

Mehmet: Kubilay düzgün kıyafetler seç.

✨✨

Okuyan gözlerinizden öperim ✨🫶🏻

Gidelim Verve 💙

🤞 Kitap bölümlerinden haberdar olun!

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
error: Bu içerik kopyalanamaz, telif ile korunmaktadır!
Scroll to Top