Kızıl Ölümün Maskesi

Bölüm 31: Barıştı Tüm Hikayelerle Bir Kumral

✨✨ “Buluşmak için daha sade bir yeri tercih edemez miydin?” Sıra sıra dizilmiş mezarların tam sağında kalan betondan yapılma duvarın üzerindeki beyaz saçlı kadın, Haliç manzarasında olan bakışlarını kendisine sitem eden beyaz tenli adama çevirdi. Yeşil gözleri ve beyaz saçlarıyla tıpkı hiç var olmayan diyarlardaki orman perilerine benziyor ama aynı zamanda bir periden ne kadar […]

Bölüm 31: Barıştı Tüm Hikayelerle Bir Kumral Read More »

Bölüm 32: Yıldızlar Dökülür Sonsuza İçimizden

✨✨ Geçmiş zamanda bir gezgin antik bir kenti keşfe çıkar. Gördüğü manzara alabildiğine kumların olduğu boş bir arazidir, yerde duran heybetli kralın yıkılmış heykeli hariç tabii… Heykelin üzerinde, ‘Ben krallar kralı Ozymandias‘ım. Ey güçlü olan, şu yaptığım işlere bak ve titre!’ yazdığını görse de boş çölün ortasında kalan gezgin, kralın paramparça olmuş heykelinden başka bir

Bölüm 32: Yıldızlar Dökülür Sonsuza İçimizden Read More »

Bölüm 33: Kozmos Cerrahını Yakmalı Mı?

✨✨ İnanç, zorlu koşullarda sürdürülen bir ömürde hayatta kalmanın en büyük motivasyonuydu. İnanmanın kendisi, ona inananların zihnini bulanıklaştırıp bir yerden sonra çarpıtılmış bir gerçeklik sunuyordu, çok isterlerse elbette. Tıpkı milyonların çok sevdiği kitapta geçen ve temmuz ayında doğan birinin onun sonunu getireceği kehanetine inanan karanlık bir figürün, daha kundaktaki bebeği öldürmek isterken ona güçlerinden bir

Bölüm 33: Kozmos Cerrahını Yakmalı Mı? Read More »

Bölüm 34: Per Aspera Ad Astra

✨✨ Barış, ellerini dizlerine yatan adamın gece karası saçlarının arasında dolandırırken birden bileğini tutup da avucunun içine sayısız öpücük konduran Mert’le birlikte gülümsedi. Kucağına başını yerleştirmiş, salonun ortasındaki koltukta boylu boyunca uzanan sevgilisinin yeni yeni çıkan sakallarının süslediği yanaklarını parmaklarının tersiyle okşarken, “Bu kadar yakışıklı olmaya utanmıyor musun?” diye sordu. Derme çatma bir bahçesi vardı

Bölüm 34: Per Aspera Ad Astra Read More »

Bölüm 35: Acta Est Fabula

✨✨ Dünyanın geri kalanı için oldukça sıradan bir günken yalnızca beyaz tenli genç bir adam, herkesten farklı olarak, ‘Çemberde başlangıç ve son ortaktır,’ sözünü kanıtlamak istercesine kendi mucizesini gerçekleştirmek adına çemberi bozacağı ana olan tutkusuyla motorundan indi. Başlangıçlar ona daha çok küçükken çelme takmıştı nihayetinde. Düştüğü yerde kanayan dizleri daha o yaştaki biri için büyük

Bölüm 35: Acta Est Fabula Read More »

Bölüm 36: Öfkeli Çocuğun Kazanılmış Özgürlüğü

✨✨ Tımarhane addettiği gösterişli eve yine, tıpkı yıllar önce durduğu noktadan bakarken o anları hatırlayan Mert, zamanın işleyiş biçiminde bir absürtlük olduğuna emindi şimdilerde. Ya da tanrı onunla alay ediyordu belki de, kim bilir? Aklının unutmayı bir türlü öğrenemeyen yerlerinin birinde, ‘Zamanı tanrı yaşar, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış.*’ cümlesi belirdi, aniden. Ulu bir kağan, kardeşinin

Bölüm 36: Öfkeli Çocuğun Kazanılmış Özgürlüğü Read More »

Bölüm 37: Psithurism

✨✨ “Nerede kaldı?” diyen Barış burnunun üzerinden kaymak üzere olan gözlüğünü işaret parmağının eklem yerini kıvırıp da geriye doğru ittirdi. Normal zamanda fazlaca çalışan beyni panik halinde tüm işlevini yitirmiş, Barış da tam o anda acı bir tecrübe ile bu durumu öğrenmek zorunda kalmıştı. Barış’ın büyük televizyonunun önünde bağdaş kurarak oturan Umay, tam konuşmaya başlayacaktı

Bölüm 37: Psithurism Read More »

Bölüm 38: Sic Luceat Lux

✨✨ Başka eller ona dokunduğunda belki de bir katil olabilecekken var oluşunun buna müsaade etmeyişiyle siyah kadranlı bir duvar saatindeki saniye çubuğu gibi hiç durmaksızın adalet arayışına giren Mert’in aklına yıllar önce okuduğu bir roman geldi. Geçmişinden yadigâr sürekli düşündüğü anlar onun peşini bırakmazken o saniyelik bir zaman diliminde tüm bunlarla uğraşmak yerine o adamların

Bölüm 38: Sic Luceat Lux Read More »

Bölüm 39: Kızıl Göklerden Taşan Mavi

✨✨ Açık kahverengi kumların üzerine serdiği havlusunun tam ucunda oturan kumral, kucağındaki laptopla ilgilenmek yerine karşısındaki manzaraya bakarken küçük bir çocuk gibi küskünce kaşlarını çatmıştı. Her hareketi daha yeni yeni arasının düzeldiği şiirlerden fırlamışçasına şairane olan biriyle sevgili olursa insanın elinden kaşlarını çatmak hariç bir şey gelmiyordu demek, bunu da son zamanlarda öğreniyordu Barış. Beyaz,

Bölüm 39: Kızıl Göklerden Taşan Mavi Read More »

Bölüm 40: Gogh’un Kırmızı Rengi Kadar Eşsiz

✨✨ Barış, küçük balkona açılan camlardan nehirde yüzen çocuklara bakarken yüreğinin tam ortasında hem neşeyi hem de hüznü aynı anda hissediyordu. Bakıldığında onun, şimdi birbirlerine su atarak eğlenen çocuklar gibi bir çocukluğu da olmamıştı. Buna rağmen çocukların lüks bir otelin manzarasını süslediklerinden habersiz, sanki birazdan pirinç tarlasına ya da herhangi bir yere çalışmaya gitmeyeceklermiş gibi

Bölüm 40: Gogh’un Kırmızı Rengi Kadar Eşsiz Read More »

error: Bu içerik kopyalanamaz, telif ile korunmaktadır!
Scroll to Top